PMP Olunca Bizi Bırakıp Gidecek mi Bu Çocuk?

Kendimi tanıtayım: Ben bir yöneticiyim. Ekip yönetiyorum, hedef koyuyorum, strateji geliştiriyorum. Ama son zamanlarda, küçük ama huzur kaçıran bir şüphe beynimi kemiriyor:

“Bu bizim Ahmet, gizli gizli PMP sınavına çalışıyor galiba…”

Başta önemsemedim. “Gelişim göstermek istiyor çocuk,” dedim. “Sertifika almak istiyor, ne güzel…” Ama zamanla bazı şeyler dikkatimi çekti. Toplantılarda “deliverable”, “scope creep”, “stakeholder management” gibi kelimeleri kullanmaya başladı. Göz göze geldiğimizde, sanki bir şey saklıyormuş gibi davranıyor. Kahvesini içerken bile MS Project ekranına kaçamak bir bakış atıyor.

Ve sonra bir gün… tesadüfen yazıcıdan “PMP Question Set by Gökrem Tekir, PMP® ” başlıklı doküman bastırdığını gördüm.

İşte o an içimde bir kıyamet koptu:

“Bu çocuk PMP oluyor! Hem de bizden habersiz!”


Peki Bu Neden Kafama Takıldı?

Ben kötü biri değilim. Çalışanlarım gelişsin, kariyerlerinde ilerlesin isterim. Ama bir yandan da, ekip kurmuşuz, omuz omuza savaşmışız, o yoğun deadline’ları birlikte geçmişiz. Şimdi çocuk PMP olacak, sonra ne olacak?

LinkedIn profilini güncelleyip, bir de ‘Open to Work’ mü diyecek?

Yoksa ‘Artık ben proje yönetirim, operasyona bakamam’ mı diyecek?

Ya da önceki sprint retrospective’te “bize sahip çıkılmıyor” diyen oydu da, şimdi gidip başka takıma mı katılacak?”

İnsan işte… Duygusal. Bir yandan gururlanıyorum, bir yandan da “bizi bırakacak mı?” korkusunu yaşıyorum.


PMP Ne Demek, Ne Değil?

Araştırmaya başladım. PMP neymiş bakalım… Meğer iş öyle kolay değilmiş. 35 saatlik eğitim, kapsamlı bir sınav, bilgi alanları, süreç grupları, çevik, yarı-çevik, hibrit yöntemler falan…

Kendi kendime düşündüm:

“Bu kadar çalışan, bu kadar efor harcayan biri, gerçekten ayrılmak istiyor olsaydı, patronuna bunu neden söylemesin ki? Belki de sadece kendini geliştirmek istiyordur?”

Sonra biraz daha düşündüm…

“Yok yok, kesin gidecek bu. Gelişmek isteyen insan kalmaz. Kalıp geliştikçe sistemle çatışır.”


İşte Tam Bu Noktada Kendi Çelişkilerimle Yüzleştim

Ben bir yönetici olarak yıllardır toplantılarda “inovasyon”, “gelişim”, “yetkinlik artışı” diyorum. Çalışanlarıma “kendinizi geliştirin, sürekli öğrenin” diye telkinde bulunuyorum. Ama iş gerçekten öğrenmeye, gelişmeye geldiğinde, içimden bir ses “aman ha çok da gelişme, sonra kaçar gidersin” diyor.

Bu nasıl bir çelişki?

“Sen hem ‘geliş’ diyorsun, hem de gelişince güvenmiyorsun.”

İşte bu içsel sorgulama beni başka bir noktaya getirdi.


Asıl Korkum Ne?

Aslında korkum şu:

Ahmet PMP olunca ben sorgulanacağım. O sınavı geçince, belki benim eksik yöneticilik becerilerim daha görünür olacak. Belki süreçleri daha iyi biliyor hale gelecek. Belki bazı şeyleri sorgulayacak.

Ve belki… haklı çıkacak.

“Bu projede net bir tanım yapılmamış.”

“Risk kaydı tutmadık, o yüzden bu başımıza geldi.”

“Paydaş haritası yoktu, bu yüzden iletişim kopuktu.”

Bunları bir çalışan söylese, “bilmişlik” olur. Ama PMP olan biri söylerse… adam belgeyle konuşuyor.

İşte sanırım en çok bundan korkuyorum.

Bir Yandan da Gurur

Ama bir yandan da kıymetini biliyorum. Ekipten birinin PMP olması, takımın kalitesini artırır. Belki diğerlerine örnek olur. Belki içimizden birinin dışarıdan doğrulanmış yetkinliğe sahip olması, müşterilerle görüşmelerimizde avantaj sağlar.

Düşünsene, müşteri arıyor ve diyoruz ki:

“Bu projeyi yöneten arkadaş PMP sertifikalı.”

Boom! Güven %50 artar.


Sonra Şunu Dedim Kendime:

“Yahu, bu çocuk gidiyorsa bile, güzel ayrılacak. Şirketin adını iyi anacak. Belki dışarıdan destek verecek. Belki başka bir gün, başka bir pozisyonda yollarımız yine kesişecek.”

İnsanı kaçıran gelişim değil, gelişime izin vermeyen ortamdır.


Ve Sonunda Ne Yaptım?

Ahmet’i çağırdım. Dedim ki:

“Bak oğlum, sen PMP’ye çalışıyorsun değil mi?”

Gözleri büyüdü. Önce inkar etti, sonra kabul etti. “Evet müdürüm, ama işime yansıtmadım, akşamları çalışıyorum,” dedi.

Ben de şöyle dedim:

“Aferin. PMP sertifikası kolay değil. Destek gerekiyorsa, eğitim bütçesi gerekiyorsa, söyle. Hem şirkete katkı olur hem sana.”

Ahmet’in yüzü o an aydınlandı. Gözlerinde bir saygı parıltısı belirdi. “Gerçekten destekler misiniz?” dedi.

Ben de dedim ki:

“Evet, desteklerim. Çünkü ben sadece yönetici değilim, aynı zamanda yol göstericiyim.”

Sonuç?

Ahmet şu anda PMP sınavına hazırlanıyor. Arada gelip süreçlerle ilgili bana sorular soruyor. Ben de öğreniyorum, güncelleniyorum. Hatta kendime de bir hedef koydum: Bu yıl içinde ben de bir PMP’ye başvuracağım.

Bazen çalışanına güvenmek, sadece onu değil, seni de geliştirir.

Ve unutmayın:

İyi insanlar, sadece iyi fırsatlara gider. Siz o fırsatı yaratmazsanız, başkası yaratır.


İşte böyle sevgili meslektaşlarım.

Eğer bir çalışanınız gizli gizli PMP çalışıyorsa, paniklemeyin.

Onunla konuşun, destek olun.

Çünkü gelişmek isteyen bir çalışan, aslında size en çok değer katan kişidir.

Proje Yönetimi Eğitimleriyle Kariyerinizi Geliştirin

Proje yönetimi alanında uzmanlaşmak, kariyerinizde fark yaratmanın en etkili yollarından biridir. Günümüz iş dünyasında projelerin başarıyla tamamlanması, şirketlerin rekabet gücünü artırır. Bu nedenle, proje yönetimi kursları profesyoneller için vazgeçilmez bir eğitim alanı haline gelmiştir. Bu yazıda, proje yönetimi kurslarının kariyerinize nasıl katkı sağladığını, hangi becerileri kazandırdığını ve sertifikasyon süreçlerini detaylı şekilde ele alacağım.

Proje Yönetimi Kursları Neden Önemlidir?

Proje yönetimi, sadece bir işi zamanında bitirmekten ibaret değildir. Kaynakların etkin kullanımı, risklerin yönetimi, ekip koordinasyonu ve müşteri memnuniyeti gibi pek çok unsuru içerir. Bu karmaşık süreci başarıyla yönetmek için sistematik bilgi ve becerilere ihtiyaç duyarsınız.

Proje yönetimi kursları, size bu becerileri kazandırmak için tasarlanmıştır. Örneğin, PMI® onaylı kurslar, uluslararası standartlara uygun eğitim sunar. Bu sayede, sadece teorik bilgi değil, aynı zamanda pratik uygulamalarla da donanırsınız. Kurslar, proje planlamadan bütçe yönetimine, iletişim stratejilerinden risk analizine kadar geniş bir yelpazede eğitim verir.

Bu eğitimler sayesinde, projelerinizi daha etkin yönetebilir, iş süreçlerinde verimliliği artırabilir ve ekip içi iletişimi güçlendirebilirsiniz. Ayrıca, proje yönetimi alanında sertifika sahibi olmak, işverenler nezdinde sizi daha değerli kılar.

Planlama

Proje Yönetimi Kursları ile Kazanacağınız Temel Beceriler

Bir proje yöneticisi olarak başarılı olmanız için bazı temel becerilere sahip olmanız gerekir. Proje yönetimi kursları, bu becerileri sistematik şekilde geliştirmenize olanak tanır. İşte kazanacağınız başlıca yetkinlikler:

  • Zaman Yönetimi: Projelerin zamanında tamamlanması için etkin planlama ve takip yöntemleri öğrenirsiniz.
  • Risk Yönetimi: Olası riskleri önceden tespit edip, etkilerini minimize etme stratejileri geliştirilir.
  • Bütçe Yönetimi: Proje maliyetlerini kontrol altında tutmak için finansal planlama becerileri kazanılır.
  • Ekip Yönetimi: Takım içi iletişim ve motivasyon teknikleri ile ekip performansını artırma yolları öğretilir.
  • İletişim Becerileri: Proje paydaşları ile etkili iletişim kurma ve raporlama yöntemleri geliştirilir.

Bu beceriler, sadece proje yönetiminde değil, genel iş hayatınızda da size avantaj sağlar. Örneğin, zaman yönetimi becerisi sayesinde günlük işlerinizi daha verimli organize edebilirsiniz.

Rapor Analizi

Proje Yönetimi Eğitimleri ile Sertifikasyon Süreci

Proje yönetimi alanında kariyer yapmak isteyenler için sertifikasyon büyük önem taşır. PMP® (Project Management Professional) gibi uluslararası geçerliliği olan sertifikalar, profesyonel profilinizi güçlendirir. Bu sertifikalara ulaşmak için ise doğru eğitim programlarına katılmak gerekir.

Proje yönetimi eğitimleri bu noktada devreye girer. PMI® onaylı eğitimler, sertifika sınavlarına hazırlık için kapsamlı içerik sunar. Eğitimlerde, sınav formatı, soru tipleri ve sınav stratejileri detaylı şekilde anlatılır. Ayrıca, gerçek proje örnekleri üzerinden uygulamalar yapılır.

Sertifikasyon süreci genellikle şu adımlardan oluşur:

  1. Eğitim programına katılım ve derslerin tamamlanması
  2. Sınav başvurusu ve gerekli belgelerin hazırlanması
  3. PMP® sınavına girilmesi ve başarılı olunması
  4. Sertifikanın alınması ve sürekli mesleki gelişim için yenileme süreçlerinin takip edilmesi

Bu süreç, disiplinli çalışma ve doğru rehberlikle başarıyla tamamlanabilir. Eğitim kurumları, adaylara sınav öncesi deneme testleri ve destek hizmetleri sunarak başarı şansını artırır.

Kariyer

Kariyerinizde Fark Yaratmak İçin Atmanız Gereken Adımlar

Proje yönetimi alanında uzmanlaşmak istiyorsanız, sadece kurslara katılmak yeterli değildir. Kariyerinizde fark yaratmak için şu adımları takip etmelisiniz:

  • Doğru Kursu Seçin: PMI® onaylı ve sektör tarafından tanınan eğitim programlarını tercih edin.
  • Pratik Deneyim Kazanın: Teorik bilgileri gerçek projelerde uygulayarak pekiştirin.
  • Sürekli Öğrenin: Proje yönetimi trendlerini ve yeni metodolojileri takip edin.
  • Ağınızı Genişletin: Sektördeki profesyonellerle iletişim kurarak bilgi ve deneyim paylaşımında bulunun.
  • Sertifikasyonunuzu Güncel Tutun: PMP® gibi sertifikalar belirli aralıklarla yenilenmelidir. Bu süreçte yeni eğitimlere katılmak önemlidir.

Bu adımlar, sizi sadece bir proje yöneticisi değil, aynı zamanda sektörde lider bir profesyonel yapar. İstanbul Kurumsal Gelişim gibi kurumlar, bu yolculukta size rehberlik edecek eğitim ve destek hizmetleri sunar.

Proje Yönetimi Kursları ile Geleceğe Hazırlanın

Geleceğin iş dünyasında proje yönetimi becerileri daha da kritik hale gelecek. Dijital dönüşüm, karmaşık projelerin artması ve global rekabet, bu alandaki uzmanlara olan talebi artırıyor. Bu nedenle, proje yönetimi kursları ile kendinizi sürekli geliştirmek, kariyerinizin sürdürülebilirliği için şarttır.

Eğitimler sayesinde sadece mevcut işinizde değil, farklı sektörlerde de fırsatlar yakalayabilirsiniz. Örneğin, teknoloji, inşaat, finans ve sağlık gibi alanlarda proje yönetimi bilgisi yüksek talep görmektedir. Ayrıca, uluslararası sertifikalarla yurt dışı iş imkanlarınız da genişler.

Sonuç olarak, proje yönetimi alanında eğitim almak, kariyerinizde yeni kapılar açar. Doğru eğitim programını seçip, öğrendiklerinizi pratiğe dökerek profesyonel hayatınızda fark yaratabilirsiniz.

Proje yönetimi alanında kendinizi geliştirmek ve uluslararası sertifikalara ulaşmak için proje yönetimi eğitimleri sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Bu eğitimler, kariyerinizde sağlam adımlarla ilerlemenize yardımcı olacaktır.

“PMP Oldum ama Yöneticim Beni Görmezden Geliyor.”

Öncelikle, PMP sertifikasını alman çok büyük bir başarı. Zorlayıcı bir süreci tamamladın, profesyonel yetkinliğini uluslararası düzeyde kanıtladın. Ancak yöneticinin bu başarıyı görmezden gelmesi can sıkıcı olabilir — çünkü takdir beklemek insanidir. Bu durumla olgun, stratejik ve kendini yıpratmadan nasıl başa çıkabilirsin?

1. Gerçek Amacını Hatırla
PMP sertifikasını neden aldın?

* Daha yetkin bir profesyonel olmak için mi?
* Daha iyi projelere liderlik etmek için mi?
* Kendine yatırım yapmak için mi?

Bu başarıyı başkalarının takdirine değil, kendi gelişimine dayandırırsan duygusal olarak daha güçlü durursun. Yani: “Yöneticim takdir etmese de ben bu başarıyı hak ettim.”

2. Yöneticinin Tutumunu Anlamaya Çalış
Her görmezden gelme kötü niyetli olmayabilir. Şunları bir düşün:

* Başarıyı fark etti ama nasıl tepki vereceğini bilmiyor olabilir.
* Seni kaybetmekten korktuğu için duygularını bastırıyor olabilir.
* Kendisi PMP değilse, kıyaslama yapmamak için mesafe koyuyor olabilir.

Yani bu sessizlik bazen “küskünlük”, bazen de “korku” olabilir.

3. Dolaylı Bir Şekilde Gündeme Getir
Doğrudan “Neden tebrik etmediniz?” demek yerine, başarıyı doğal bir şekilde gündeme taşıyabilirsin:

“PMP sürecinde öğrendiğim bazı araçları önümüzdeki projede denemek isterim, örneğin risk değerlendirmede…” Bu tür cümleler hem başarıyı hatırlatır hem de yeni değer önerisi sunar.

4. Gelişim Talep Et (Gizli Terfi Girişimi)
Yöneticin görmese bile sen bu başarıyı pozisyona dönüştürmeye çalış:

“Artık projelerde daha fazla sorumluluk alabileceğimi düşünüyorum. PMP ile bazı alanlarda katkım olabilir, örneğin zaman planlama veya paydaş yönetimi gibi.”

Böylece hem takdiri tetiklersin, hem de yeni fırsatlar doğurursun.

5. Mentorluk Rolünü Üstlen
Senin başarın, diğer ekip üyeleri için de cesaret verici olabilir. PMP sürecini anlatan kısa bir paylaşım ya da iç eğitim öner:

“İsterseniz ekibe PMP süreciyle ilgili kısa bir bilgi paylaşımı yapabilirim. Faydalı olabilir.”

Bu, görünürlüğünü artırır ve yöneticinin seni “göz ardı edemeyeceği” bir pozisyona getirir.

6. İçsel Takdir Mekanizmanı Geliştir
Belki de artık dış takdir yerine iç takdirle yürümen gereken bir dönemdesin. Kendine şunu söyle:

“Görmese de fark etse de etmese de ben bu başarıyı kazandım. Bu artık benim kimliğimin bir parçası.”

Çünkü bazen sessizlik, bir terfiden daha sessizce gelir ama senin gelişimini durdurmamalıdır.

7. Gerekirse Alternatifleri Düşün
Eğer bu başarı görmezden geliniyor, katkın değer bulmuyorsa ve bu kronik bir hâl aldıysa, şunu düşün:

* Beni gören başka bir kurum ya da pozisyon var mı?
* Bu başarıyı daha iyi değerlendirebileceğim bir yer olabilir mi?

Bu başarı, yeni fırsatların kapısını açabilir.

Özet
* Kendi başarını içselleştir.
* Yöneticinin neden sessiz kaldığını analiz et.
* Başarıyı gündeme doğal şekilde taşı.
* Daha fazla sorumluluk talep et.
* Gerekirse yeni fırsatları düşün.

PMP Sertifikası için: İstanbul Kurumsal Gelişim.

Sonsuza Kadar Orta Kademe Yönetici Kalacaksın

Giriş

Ekibimde 12 kişi vardı. Proje teslimatlarında aksama yaşamazdık, ekipte moral yüksekti, KPI’larımız yeşildi. Kısacası, her şey olması gerektiği gibiydi.

Ben de bir yönetici olarak kendimi başarılı sayıyordum. Hatta birçok kişi gibi, “İyi bir çalışan olursam, er ya da geç hak ettiğim yere gelirim” inancını taşıyordum. Bu inançla fazla mesai yaptım, krizlerde en önce sahaya indim, kimseyi üzmeden ilerlemeye çalıştım.

Ve evet… Patronum beni seviyordu. “Güvenilir”, “sarsılmaz”, “vazgeçilmez” sıfatlarıyla beni tanımlıyordu.

İşte bu yüzden, üst düzey iki liderlik pozisyonu açıldığında, içimde tek bir şüphe bile yoktu. Aday olmak değil, seçilmek benim hakkımdı.

Ama olmadı.

Hem de iki kez.

İkinci seçilen kişi daha az deneyimliydi. Teknik derinliği yoktu. Ama bir farkı vardı: Stratejik toplantılarda hep o konuşuyordu. Her konuda bir fikri vardı. Eksik, hatalı veya uçuk olsa bile, şirketin geleceği hakkında bir düşüncesi mutlaka olurdu.

Ben mi? Sessizdim. Hazırlıklıydım. Ama konuşmadım.

İçimde bir fırtına koptu. Ama dışarıya yalnızca nezaketle gülümsedim.

O gece, herkes ofisten ayrıldıktan sonra arabaya oturdum. Direksiyona uzun süre baktım. Sessizce. Müzik çalmadan. Telefon elimde olmadan. Sadece ben ve hayal kırıklığım.

Her şeyi doğru yapmıştım. Ama yanlış yapmışım.

Gerçek O An Açığa Çıktı:

Sıkı çalışmak sizi terfi ettirmez.

Güvenilir olmak sizi lider yapmaz.

Vazgeçilmez olmak sizi görünmez yapar.

Bunu o gece öğrendim.

Çünkü terfiler yetkinlik ile değil, geleceğe dair algıyla veriliyor.

Kimse sizi sadece başarılı bir görev yöneticisi olduğunuz için üst düzeye taşımaz. Sizi taşıyan şey, insanların sizin geleceği yönetebileceğinize inanmasıdır.

Yani:

• En iyi uygulayıcı olmanız yeterli değildir.

• En sorunsuz işi yapmanız yeterli değildir.

• Patronunuzun işlerini kolaylaştırmanız yeterli değildir.

Çünkü oyun başka yerde oynanıyor.

“İyi Çalışan Tuzağı”na Düşenler

Bu bir kariyer paradoksudur.

Siz ne kadar iyi çalışırsanız, işinizi o kadar eksiksiz yaparsanız, size o kadar çok görev yüklenir.

Ve böylece bir kısır döngü başlar:

• En çok çalışan sizsiniz.

• En az stratejik zamanı olan da sizsiniz.

• En az kendini tanıtan da sizsiniz.

Zamanla performansınız görünmez olur, çünkü artık “normaliniz” odur. Ve ironik olarak, ne kadar çok iş yaparsanız, o kadar çok gözden kaçarsınız.

Siz “her şeye evet” dediniz.

Siz işleri kolaylaştırdınız.

Ama hiç kimsenin “Bu kişi lider olabilir” dediği biri olmadınız.

Çünkü liderlik potansiyeli, görev tamamlamaktan değil, vizyon sunmaktan anlaşılır.

Görünürlük Yanılgısı

Yıllarca şirketin “olmazsa olmazı” oldum. Hangi ekip zorlanırsa beni çağırdılar. İş aksayınca ben tamamladım. Yeni biri mi başladı? Onu ben eğittim. Kriz mi çıktı? Çözümü ben buldum.

Herkes bana iş getirdi.

Ama kimse bana terfi getirmedi.

Neden?

Çünkü görünür değildim — ya da doğru yerde görünür değildim.

Patronum için görünürdüm. Onun işlerini kolaylaştırırdım.

Ama karar vericiler için — yani organizasyonun yönünü çizen insanlar için — neredeyse hiç yoktum.

Sunumlarımda detay çoktu, ama vizyon yoktu.

Proje planlarım dakikti, ama stratejik bir öneri sunmazdım.

Ben “güvenilen” uygulayıcıydım.

Ama asla “geleceği yönetecek kişi” olarak düşünülmedim.

Çünkü görünürlük sadece ne kadar çalıştığınızla değil, nerede ve nasıl göründüğünüzle ilgilidir.

Kimse Söylemedi Ama…

Liderlik performansla değil, etkiyle ölçülüyor.

Bir arkadaşım vardı. Hiçbir zaman harika bir uygulayıcı değildi. Ama her strateji toplantısında şunu sorardı:

• “Henüz sormadığımız hangi soru var?”

• “Bu sistem beş kat büyürse ne kırılır?”

• “Bu çözüm müşteri deneyimini nasıl dönüştürür?”

• “Bu fikrin şirketin 3 yıllık vizyonuyla nasıl bir bağlantısı var?”

• “Bu projeyi durdurmak yerine, nasıl yeniden ele alabiliriz?”

• “Rakipler bu alanda neyi farklı yapıyor?”

• “Bu karar, iş gücümüzü nasıl etkiler?”

• “Varsayımımız yanlış çıkarsa, ne olur?”

• “Bunu küçük bir pilot uygulamayla test edebilir miyiz?”

• “Kaynaklar sınırlıysa, bu projeyi nasıl optimize edebiliriz?”

• “Bu girişim şirket kültürünü nasıl etkiler?”

• “İşin en kötü senaryosu nedir? Bu senaryoya ne kadar hazırız?”

• “Bunu daha hızlı yapmanın ama kaliteden ödün vermemenin bir yolu var mı?”

• “Müşteri bu değişikliği gerçekten ister mi, yoksa biz mi istiyoruz?”

• “Bu karar sürdürülebilir mi, yoksa kısa vadeli bir çözüm mü sunuyor?”

• “Şu an elimizde olmayan ama sahip olsaydık oyunu değiştirecek hangi veri eksik?”

• “Bu toplantıdan sonra kim ne yapacak? Sorumluluklar yeterince net mi?”

İşte o, her zaman “gelecek” hakkında konuştuğu için fark edildi.

Çünkü liderlik, sadece işi yapmak değil, hikâyeye yön vermektir.

Terfi Etmenin Gerçek Dinamiği

Birçok kişi zanneder ki terfiler performans değerlendirmeleriyle, başarı puanlarıyla ya da yöneticinin bireysel kararıyla belirlenir. Gerçekte ise terfiler çoğu zaman resmî süreçlerin değil, gayriresmî konuşmaların sonucudur.

Bir terfi genellikle kapalı kapılar ardında, yönetim toplantılarında şekillenir.

Ve o anda şuna benzer bir şey olur:

“Bu pozisyon için kimi öneriyorsunuz?”

İşte o an, sadece bir kişi elini kaldırırsa ve şunu derse:

“Bence bu işi X yapmalı. Onunla çalıştım. Baskı altında nasıl düşündüğünü biliyorum. Güvenebilirim.”

Terfiniz için en önemli adım atılmıştır.

Ama eğer o odada kimse adınızı dile getirmiyorsa…

Eğer kimse sizinle ilgili güçlü bir referans veremiyorsa…

Eğer kimse sizin için itibarını riske atmak istemiyorsa…

O zaman ne kadar çalışırsanız çalışın, o fırsat başkasının olur.

Bu şu anlama gelir:

• Yalnızca çalışmak yetmez.

• Yalnızca “iyi biri” olmak yetmez.

• Sadece görünür olmak da yetmez.

Desteklenen biri olmalısınız.

Terfi, bir “teknik yeterlilik” değil, bir “güven ilişkisi” meselesidir.

Peki, Bu Güven Nasıl Oluşur?

Bu güven:

• Proje krizlerinde takımı panikletmeden yönettiğinizde,

• Belirsizlikte karar verebildiğinizde,

• Gerekirse sorumluluğu üstlenip “Bu benim hatam” diyebildiğinizde,

• Patronunuzun önünü açtığınızda ama kendi görüşünüzü de stratejik şekilde ortaya koyabildiğinizde,

• En önemlisi: Sadece yukarıya değil, yanınızdakilere de değer kattığınızda oluşur.

Unutmayın:

Liderlik sadece yukarıya doğru değil, yatay ve aşağı yönlü güven inşa etme sanatıdır.

Bir gün o kilit toplantıda, sizinle birebir çalışmış biri şöyle diyebilmeli:

“Onunla çalıştım. Sadece kendisi için değil, ekip için de düşünen bir liderdi.”

Sahip Çıkılan Biri Olmak

“Sahip çıkılan biri olmak” kulağa pasif bir ifade gibi gelebilir.

Ama değil.

Bu, ilişki kurma cesareti, güven inşa etme sabrı, ve doğru zamanda stratejik katkı sunma yeteneği gerektirir.

Bu yüzden şunları yapın:

• Patronunuzun bir üstüyle tanışmak için fırsat yaratın.

• Sadece kendi yöneticinizle değil, organizasyonun etkili karar vericileriyle de bağ kurun.

• Üst yönetime yalnızca iş değil, perspektif sunun.

• Ve en önemlisi, etrafınızda “Bu kişi olmalı” diyecek insanlar bırakın.

Çünkü bir gün bir kapı açıldığında, içerideki biri şöyle diyebilir:

“Ben o kapıdan kimin geçmesi gerektiğini biliyorum.”

Ve işte o zaman, terfi yalnızca bir sonuç olur.

Ne Değişti?

O geceden sonra karar verdim.

Kendime şu soruları sordum:

• “Fikrimi ne zaman söyledim?”

• “Stratejik hangi projeyi yönettim?”

• “Kimin radarına girdim?”

Ve değişim başladı.

• Artık onay beklemeden fikrimi söylüyorum.

• Zor ve görünür görevler talep ediyorum.

• Karar vericilerle birebir görüşmeler planlıyorum.

• Her toplantıya “gelecek” perspektifiyle katılıyorum.

Yavaş ilerliyor. Ama bu sefer doğru yoldayım.

Peki, Ya Sen?

Belki sen de şu an arabada yalnız oturuyorsun. Ya da gece geç saatte ekrana bakıp “Neyi eksik yaptım?” diyorsun.

O zaman bu yazı senin için:

• Seçilmeyi bekleme.

• Fark edilmeyi bekleme.

• Sana ait olduğunu düşündüğün o pozisyon için önce sen liderlik göster.

Çünkü:

Hiçbir liderlik pozisyonu, oraya ait hisseden biri ortaya çıkmadan açılmaz.

Kariyere Hız Katmak

Kariyerine Hız Katmak İsteyen Yeni Mezunlardan mısınız? Size Yardımcı Olabiliriz.

Photo by MD Duran on Unsplash

Üniversiteden mezun oldunuz ve 2 ay ne çabuk geçti. Herhalde dinlenmişsinizdir; Şimdi artık iş arama yarışı sizi bekliyor.

Peki, rakiplerinizin önüne geçmek için sadece diploma yeterli mi? Kendinizi biraz daha fazla geliştirmek adına Proje Yönetimi konusuna eğilmeye ne dersiniz?

Şu araştırmaya bir göz atmanızı öneririm.

The global economy needs 25 million new project professionals by 2030. To close the talent gap, 2.3 million people will need to enter PMOE every year just to keep up with demand — this includes project managers and all change makers.

Kaynak Link

İstanbul Kurumsal Gelişim olarak size nasıl yardımıcı olabiliriz?

Proje Yönetimi eğitim ve danışmanlığı konusunda Türkiye’nin en köklü kuruluşuyuz. Faaliyetlerimize 2000 yılında başladık ve www.projeyonetimi.com web sitemiz üzerinden yaptığımız hizmetlerimizi duyurmaktayız.

Proje yönetimi eğitim ve danışmanlığı üzerine Türkiye’deki en deneyimli kadroya sahibiz.

Dünyaca kabul edilmiş ve merkezi Amerika’da bulunan Project Management Institute (PMI®) bilgi birikimini temel alarak, Proje Yönetimi, Çevik Proje Yönetimi, Microsoft Project Kullanarak Proje Planlama ve Takibi, PMP Sertifikası Sınavına Hazırlık vb. konularda eğitim hizmetleri sunmaktayız. Detay bilgileri web sitemizden alabilirsiniz.

Diğer yandan, PMI®’ın Türkiye’de Yetkili Eğitim Ortağı (Authorized Training Partner) olarak kabul ettiği ilk şirket İstanbul Kurumsal Gelişim’dir.

Kariyeriniz Dünyada Geçerli Olsun

Proje yönetimi üzerine uzmanlaştıkça, kariyerinize dünyanın farklı ülkelerinde devam etme şansını da kolayca bulabilirsiniz.

Yukarıdaki linkte gördüğünüz üzere proje bazlı çalışma dünya genelinde hızla yayılan bir çalışma modeli. Artık, iş üretenler daha fazla müşteri odaklı olmak zorunda, bu da proje yönetiminin önemini her geçen gün artırıyor.

Kariyerinizi proje yönetimi alanında geliştirmek için zaman kaybetmeyin.

Eğitimlerimiz hakkında detaylı bilgi için web sitemizi ziyaret ediniz.

Kariyer yolculuğunda genç arkadaşlarıma başarılar diliyorum.

İletişim Risklerinin Değerlendirilmesi

Düzenli yapılacak, Risk Değerlendirme Toplantılarında İletişim risklerinizi belirlemek amacıyla aşağıdaki soruları puanlayarak, cevaplayınız.

  • Proje hedefleri baştan net olarak belrilendi mi?
  • Proje hedefleri ölçülebilir mi?
  • Proje hedefleri proje takımına ve proje paydaşlarına açıkça anlatıldı mı?
  • Proje takımı ve paydaşları hedefleri anladı ve hedefler üzerinde mutabakata vardı mı?
  • Bütün proje tarafları tanımlandı mı?
  • Proje paydaş analizi gerçekleştirildi mi?
  • Proje ilerlemesi proje paydaşlarına düzenli olarak sunuldu mu?
  • Proje için İletişim Yönetim Planı hazırlandı mı?

PMBOK 2008 ve PMP Sınavı Hazırlık Eğitimi

 31.12.2008 günü PMBOK‘ın dördüncü baskısı yayınlandı. PMI tarafından da Temmuz 2009’dan itibaren de PMP sertifika sınavının yeni kitaptan yapılacağı duyuruldu.

 Ocak ile Haziran ayları içinde PMP sertifikası eğitimlerimize yoğun bir talep aldık ve kurumumuzdan eğitim alanların 52 tanesi PMP sertifikası aldı. Sınava girenlerden sınavı geçenlerin oranı (başarı oranımız) %92 olarak gerçekleşti. Geçemeyenler ise eğitimden sonra yeterince hazırlanamadığını ifade etti.

 Bugün itibariyle Türkiye’de PMP sertifika sahibi 642 kişi olarak görülmekte…

 Temmuz ve Ağustos aylarında ise ben ve eğitimenlerimizden Can İzgi Bey, yeni PMBOK’a göre PMP sınavı hazırlıklarımızı tamamlamış bulunmaktayız. Yaklaşık 1 aylık bir çalışmayla bütün konu içerkikleri, sunumlar ve sorular  elden geçirildi ve 28-29-30 Ağustos 2009’da yapacağımız eğitim için tüm hazırlıklar tamamlandı.

 Bu tarihler de şimdiden 18 kişilik bir katılımcı ön kaydı alındı ve 2 paralel sınıf şeklinde eğitimleri gerçekleştireceğiz.

 PMP sertifikasına olan talebin önümüzdeki dönemde daha da artacak olması Proje Yönetimi’ne profesyonel bakışın ülkemizde daha da gelişmekte olduğunu göstermektedir. Bu sayede ülkemizdeki projelerin daha başarılı yönetilmesinin mümkün olacağını umut ediyoruz.

Müzakere Taktikleri – 5

Uzmana Başvuru

 

Eğer iki tarafın da çıkarlarını önemli ölçüde etkileyecek bir karar vermek gerekiyorsa bir anlaşmazlık veya bir konuyu onaylama/teyid amacıyla uzmana başvurma tercih edilebilir.

 

“Ben bu arabayı alacağım ama önce bizim tanıdık bir usta var; O’na bir gösterelim.”

 

Artan İletişim

 

Bütün ekip üyelerini ayrı ayrı ziyaret ederek, bir konu üzerinde ikna etmeye çalışma. Grup biraraya geldiğinde mutabakatın kolay sağlanması için ön hazırlık süreci.

 

Bazen büyük toplantılar öncesinde çatışacağı belli olan tarafları bir masaya oturtmadan önce belirli konularda hemfikir olunması için de yapılan ön ziyaret ve müzakere tekniği.

 

İçten Pazarlık

 

Aslında o sırada kabul etmeyeceği birşeyi kabul ediyormuş gibi davranma ve daha sonra vazgeçtiğini belirtme.

 

“Evet, toplantı esnasında öyle dedim ama şimdi şartlar değişti…”

 

Avukat Rolü

 

Müzakere ortamında avukat gibi davranarak, her türlü ifadeyi detaylı sorgulama yöntemi.

 

“Ama toplantımıza başlarken her türlü hizmeti vereceğinizi söylüyordunuz, şimdi şartlar öne sürmeye başladınız.”

 

Bilgi Sızdırma Yöntemi

 

Toplantıya katılan karşı tarafa doğru veya yanlış bilgiye sahip olması için bir takım kayıtların okunabilecek veya kopyalanabilecek şekilde bırakılması.

 

Karşı tarafa toplantı arasında doğru veya yanlış bilgiyi informal biçimde aktarma

 

İlişkilendirme

 

Durumun gelişimini şartlara bağlama yöntemi.

 

“Eğer, bana şimdi %25 indirim yaparsanız, nakit alabilirim fakat yapmazsanız 1 hafta sonra kredi kartımla gelmem gerekecek.”

 

Alçak Top

 

Alıcının düşük fiyat söylemesi ve yukarıya doğru çıkması durumu.

 

“Oğlum sabaha karşı 3’te evde olmak için izin istedi, ben gece 10’da evde olacaksın dedim. Gece yarısında anlaştık”

Neden PMP Sertifikası Almalıyım?

 pmp

Bu yılbaşı itibariyle dünya genelinde PMP sertifikasına sahip kişi sayısı 306.706 kişi olarak PMI tarafından duyurulmuştur.Özellikle 2000 yılından sonra Proje Yönetimine olan ilgi önceki senelere göre hızlı bir artış göstermiştir. En önemli etkenin 2000 yılına geçerken dünyadaki tüm firmaların Y2K Projesini yürütmeleri oldukça önemli bir etkendir. Özellikle global şirketler dünyanın farklı yerlerindeki şirketlerinde aynı standartta Proje Yönetimi uygulamasına önem vermek zorunda kalmış ve Proje Yönetiminde ortak bir dil birliğinin veya metodunun ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmıştır. 

 Ülkemizde halen 500 civarında PMP sertifikasına sahip kişi bulunmaktadır. Dünyada kariyer gelişimi için kullanılan bu sertifika tahminize göre önümüzdeki 3-4 yıl içinde proje bazlı çalışan kuruluşların işe alımların da ilk soracakları sertifika olacaktır. Sonuçta, rekabet sadece kurumlar arasında yaşanmıyor, bireyler arasında da daha iyi şartlarda işlerde çalışmak için kişiler kendilerinde bir farklılık yaratmak zorundadır. Bunun için gayret göstermek, zaman ve para harcama kaçınılmazdır. Fakat neticede rekabet avantajı sağlayarak, hem daha iyi şartlarda iş bulmak hem de bilgi birikimini artırarak daha verimli çalışma ortamları yaratmış oalcaklardır.

 

Proje bazlı çalışmak bundan 10 sene öncesine göre çok daha tercih edilen bir çalışma biçimi haline gelmiştir, önümüzdeki yıllar da ise çok daha talep görecek bir yönetim şeklidir. Doğal olarak, şirketlerin önümüzdeki yıllarda Profesyonel Proje Yöneticilerine çok daha fazla ihtiyaçları olacaktır. Ülkemizde kariyer gelişimini hedefleyen ve özellikle yabancı kökenli şirketlerde çalışmayı düşünen gençlere tavsiye edeceğim bu sertifika için en kısa zamanda PMBOK’ı tedarik etmelerini ve okumaya başlamalarını tavsiye ederim.