Key Terms and Concepts – Gökrem Tekir’in yorumuyla…
Bir proje yönetimi standardının ilk sayfalarında tanımlar yer alıyorsa, bu tesadüf değildir. PMBOK 8’in “Key Terms and Concepts” bölümü, kitabın geri kalanında ne anlatılacağını değil, nasıl anlaşılması gerektiğini belirler. PMI® burada çok net bir mesaj verir: Aynı kelimeleri kullanıyor olabiliriz, ama aynı şeyleri kastediyor muyuz?
PMBOK® Guide 8. baskı ile birlikte PMI®, proje yönetiminde yaşanan en büyük problemlerden birine doğrudan temas ediyor: Kavram karmaşası. Aynı organizasyon içinde bile “proje”, “başarı”, “değer”, “risk” veya “paydaş” gibi temel kavramların farklı kişiler tarafından farklı şekillerde yorumlandığını görüyoruz. Bu durum, projelerin daha en başında ortak bir anlayış zemini oluşmasını engelliyor.
PMBOK 8’in tanımlarla başlamasının temel sebebi tam olarak bu noktada ortaya çıkıyor. PMI®, proje yönetimini süreçler üzerinden anlatmadan önce, kullanılan dili sabitlemek istiyor. Çünkü dil sabit değilse, süreçlerin nasıl uygulandığının da bir anlamı kalmıyor.
Ben bu bölümü şöyle okuyorum: PMBOK 8, proje yöneticilerine “önce aynı dili konuşalım” diyor. Bu, teorik bir akademik hassasiyet değil; sahada yaşanan çok somut bir problemin sonucu. Proje ekipleri çoğu zaman aynı toplantıda bulunur, aynı raporu okur, hatta aynı hedeflere çalışır. Ama kavramları farklı anladıkları için birbirlerinden tamamen farklı beklentiler geliştirirler.
Örneğin “proje başarısı” kavramını ele alalım. Klasik yaklaşımda başarı, çoğunlukla zamanında teslim, bütçeye uyum ve kapsamın tamamlanmasıyla tanımlanır. Ancak PMBOK 8, bu tanımın artık yetersiz olduğunu açıkça ortaya koyar. Başarı, sadece çıktıların teslim edilmesi değil, bu çıktılarla yaratılan değerin değerlendirilmesidir. Eğer ekip bu kavram üzerinde baştan uzlaşmamışsa, proje ilerledikçe kaçınılmaz olarak hayal kırıklıkları ortaya çıkar.
Danışmanlık çalışmalarında sık karşılaştığım durumlardan biri şudur: Proje yöneticisi için “risk”, yönetilmesi gereken belirsizliklerdir. Üst yönetim için ise risk, raporlanması gereken bir tehdit listesi olarak görülür. Aynı kelime kullanılır, ama tamamen farklı anlamlar yüklenir. PMBOK 8’in “Key Terms and Concepts” bölümü, bu tür kopuklukların önüne geçmeyi amaçlar.
Bu noktada yapılan en büyük hata, bu bölümü “zaten bildiğimiz tanımlar” diyerek hızlıca geçmektir. Oysa bu bölüm, PMBOK® 8’in geri kalanını doğru okumak için bir anahtar görevi görür. Tanımlar sadece kelime anlamı vermez; hangi bakış açısının benimsendiğini de açıkça ortaya koyar.
PMP® sınavı açısından bakıldığında da bu bölüm kritik bir rol oynar. Sorular artık sadece bilgi ölçmekten çok, adayın kavramları doğru bağlamda yorumlayıp yorumlayamadığını test eder. Aynı kelime, farklı senaryolarda farklı sonuçlara yol açabilir. Bu yüzden PMBOK® 8’in kullandığı dili içselleştirmek, sınav başarısının ötesinde, gerçek projelerde doğru kararlar alabilmenin de temelidir.
PMBOK® 8’in tanımlarla başlaması, proje yönetimini mekanik bir uygulama alanı olmaktan çıkarıp, ortak anlamlar üzerine inşa edilen bir disiplin hâline getirme çabasının bir yansımasıdır. Standart, burada bize şunu söyler: Süreçlerden önce, kavramlarda uzlaşma sağlanmalıdır.
Bu yazı, “Gökrem Tekir Yorumuyla PMBOK® 8 ” serisinin ikinci adımıdır. Bir sonraki yazıda, PMBOK 8’in “Foundational Elements of Project Management” başlığı altında hangi temelleri öne çıkardığını ve neden süreçlerin önüne koyduğunu ele alacağım.
Önceki İlgili Yazımı incelemeyi unutmayınız.


