Projeler Başlar…

msproject@yahoogroups.com üyesi olanlar bilir; Her 10 veya 15 günde bir Türk medyasında “Proje” kelimesi kullanılarak, yapılmış haberlerini yayınlıyorum. Buna uzun bir zamandır devam ediyorum ve benim de gördüğüm kadarıyla ülkemizde “Proje” kelimesi her geçen gün daha fazla hayatımıza giriyor.

Haberlerin önemli bir bölümüne girip, bakıyorum; Başlangıçları o kadar şaşalı, ihtişamlı oluyor ki bu proje o bölge insanı için çok iyi olacak diye düşündürtüyor. Bazı projelerin tanıtımları bizzat belediye başkanları, valiler veya bakanlar tarafından lüks otellerde gerçekleştirilirken, bazı projelerin başlangıcını kutlamak amacıyla mehteran takımı bile ortamda bulunuyor. Kutlama aslında sonda olması gerekir ama “biz baştan kutlayalım, bakarsın proje bitmez bari kutlamadan geri kalmayalım” diye düşünülüyor herhalde…

Tabi bazı projeler de öyle abartılıyor ki, haberi yayınlayan medya sanki Türkiye’ye çağ atlatacak bir proje haberi veriyor. Meşhur “Koy Sepete Projeleri”; Belediye Başkanı, bir fırına gider, fırına bir vitrin yerleştirilmiştir. Normal ekmeğini alan bir vatandaş gönlünden koparsa bir ekmeği de o vitrini koyar. İhtiyacı olan bir başka vatandaş da o vitrindeki ekmeği alır. İşte o vitrinin hayırlara vesile olması için bir açılış düzenlenir. Nihayetinde o vitrini yaptırmak, fırına yerleştirmek bir projedir. Belediye Başkanı gelir ve “Koy Sepete Projesi milletimize hayırlı olsun” diyerek, projeyi başlatır (veya tamamlar bunu ben de daha çözemedim)

Neyse, benim söyleyeceğim aslında başka bir şeydi… içimde kalan bir kaç şeyi bu şekilde dökmüş oldum…

Sonuçta hepimizin de bildiği gibi biz, bir işe çok iyi başlarız. “Başlamak, bitirmenin yarısıdır.”, “kervan yolda düzülür” gibi atasözleri” başlayalım, gerisi gelir nasılsa” yaklaşımımızı da destekler. Yazımın başlaığından da anlaşılacağı gibi, evet, projelere başlıyoruz ama acaba bu projeleri tamamlıyor muyuz? Başarı ne düzeyde acaba? 2009 yılı için aşağıdaki soruları merak ediyorum. Örneğin:

Ülkemizde 2009 için inşaat, bilgi işlem, savunma, sağlık, ar-ge projeleri için ayrılan parasal kaynağın sektör bazında toplamları nedir?

Bu projelerin % kaçı tamamlandı?

Hedeflerden sapmadan ilerleyen veya bitirilen projeler, bütünün % kaçı?

AB Projelerinin yönetiminde ülkemizde başarı oranı nedir?

Hangi sektör ve hangi firmalarda projeler daha kesin tahminlenebilirken, hangi sektörde sapmalar fazla yaşanıyor?

Projeler tamamlandıktan sonra ortaya çıkan ürünler etkin ve verimli kullanılıyor mu? Projeyi yapmaya değdi mi?

Sektör bazında projelerin geri-dönüş süreleri, iç verimlilik oranları, yatırımın geri dönüşü, projenin başlangıcındaki hedeflerle uyum sağlıyor mu? (Projenin başında bunların düşünüldüğü varsayımıyla… 🙂 )

Başarısız projelere harcanan bedeller nedir?

Başarısızlık sebepleri nelerdir?

ve daha bir çok soru sıralanabilir.

Peki yukarıdaki sorulara fima olarak, cevap verebilir misiniz? Peki departman olarak cevap verebilir misiniz? Ya da birey olarak? Bu ve benzeri sorulardan yoksun projeler yapıyorsanız, geleceği asla yönlendiremeyeceksiniz. Çünkü başarı performansınızı bilmiyorsunuz, yine hatalı tahminlerde bulunucak, yine hüsrana uğrayan projeler yapacaksınız, yine günü kurtarıp, yarına “Allah kerim” deyip, devam edeceksiniz.

Amaaan neyse, amacım içinizi karartmak değildi. Boşverin siz beni; varsa bir projeniz önce kutlayarak, başlayın….

Bütçe Belirleme- PMBOK

Maliyet tahminlemede her aktivite için gerekli maliyetlerin tahminlenmesinden sonra bu detaydaki maliyetlerin aşağıdan yukarıya doğru toplanması ve dönem dönem ihtiyaç duyulacak parasal kaynağın belirlenmesi Maliyet Bütçeleme olarak bilinir.

PMI’ın bu yaklaşımı, “Bütçe zaten belli, o bütçeyi aşamalara dağıtacağız” yaklaşımından farklıdır.

Bu çalışmanın neticesinde ortaya Proje Bütçesi çıkacaktır ve Bütçe, uygulama ve kontrol süreçlerinde performansımızı denetlemek için kullanılacaktır.

Neye İhtiyacımız Var? (Girdiler)

Aktivite maliyet tahminleri ve tahminleri neye dayanarak yaptığınıza dair varsayımlarıız, en önemli girdilerinizdir. Maliyetlerinizin tahmininde kapsamın dışında bir işe para ayırmadığınızı göstermek için WBS de elinizin altında bulunsun.

Ayrıca, parasal gereksiniz zaman periyoduna dökmek için projenin Gantt Diyagramı ve kaynakların takvim bilgileri de Maliyet Bütçeleme için gereklidir.

Son olarak, tedarikçilerle yapılmış sözleşmeler varsa bunlar da Maliyet Bütçeleme de kullanılacaktır.

Nasıl Yapılır? (Teknikler)

Detaydaki tüm faaliyetlerin maliyet tahminlerini Gantt diyagramından da faydalanarak ay-ay veya hafta-hafta (dönemlik olarak) aşağıdan yukarıya toplarsınız. Böylece projenin hangi dönemde ne kadar para ihtiyacı olduğu üst yönetime sunulabilir bir hale gelir.

Ne Çıkar? (Çıktılar)

Ortaya Projenin Temel Maliyeti çıkar. Bu aslında, toplamların üst yönetime sunulması ve onayının alınmasıyla mümkündür.

Insan Tipleri

İnsanların farklı mizaçlara, değişik karakterlere sahip oldıklarını hep söyleriz ama davranışlarımızı sergilerken de adeta “hepimiz birimiz”havasını estiririz. Bunun böyle olmadığını farkedince de, durumu anlamak yerine karşımızdakini suçlama yolunu seçerek içten içe kendimizi”anlaşılmayan dahi”konumuna yükseltiriz.

Hepimiz dış dünyadan bilgiyi aynı araçları kullanarak alırız ama, çoğu kez farklı sonuçlara ulaşırız. Görerek, duyarak, hissederek, koklayıp  ve tadarak.. Kısacası 5 duyu dediğimiz araçları kullanarak bilgilere ulaşırız .Bunlar bize daha ilkokul yıllarında öğretilir. (gerçi benim için ilki de o, sonuda o) İleri yaşlarda koku ve tad almanın bilgi hammaddesi olma özellikleri zayıfladığı için , bunlar hissetme ile birleştirilerek “kinestetik “diye bir kavram üretilmiştir.Böylece Görsel, İşitsel ve Kinestetik olarak üçe düşürülmüştür .Bunlar bizim bilgi erişim kanallarımızdır. Bu herkesçe bilinen şeyi anlatma gayretim işin pek fazla bilinmeyen tarafına geçiş yapma hazırlığıdır.

Bu bilinen araçlarla dış dünyadan aldığımız bilgiler beynimizde farklı filitrelerden süzüldükleri için, farklı kalıplara dökülürler ve bunun sonucu olarakta farklı davranış şekilleri gösteririz.”Nörolojik aşamalar” denilen bu sürecin anlatımına sizi teknik terimlere boğmamak için bu yazı içinde girmemeye çalışacağım.Bununla birlikte, yuvarlak ifadelerin etrafında dolaşıp durmamak için de benzetmeler den  istifade yoluna gideceğim.

Görüyoruz, duyuyoruz ve hissediyoruz. Her insan bunlardan birini öncelikli kanal olarak kullanıyor. Nasıl iki elimiz varken birini öncelikli ( 90% sağ ) kullandığımız gibi.. Ama bu, eller de olduğu gibi çoğunluk tek kanala yönelik değil. Bazı insanlar da birincil kanal, yani baskın kanal Görsel olurken, bir diğerinde İşitsel, başka birinde Dokunsal ( Kinestetik ) olabiliyor. Mesela Görsel’e 1 numara İşitsel’e 2 Dokunsal’a 3 diyelim ve bunları rakamlar la ifade etmek için yan yana getirelim 1 2 3 ( G İ K ) rakamı oluştu. İşte bazı uzmanların “evrensel yanılgı” dedikleri şey burada ortaya çıkıyor. Çünkü biz tüm insanların böyle oldukları zannına göre hareket ediyoruz. Bazı insanlar da 1 numara baskın kanalken diğer bazı insanlar da 2 numara başa geçiyor. Şimdi rakamsal sıralamayı birdaha oluşturalım: 2 1 3 . İşte yüzyirmiüç ile ikiyüzonüç rakamı arasındaki fark gibi Görsel ve İşitsel ağırlık kanallarına sahip insanlar da büyük davranış farklılıkları oluşuyor.
Diyelim 3 nolu kanal baskın kanalsa rakamsal sıralama 3 1 2 oldu. Bunlara ortadaki ve sondaki kanalların farklılıklarını da koyarsak 6 İnsan Tipi karşımıza çıkıyor:
Görsel-İşitsel-Kinestetik  /  İşitsel-Görsel-Kinestetik   /  Kinestetik-Görsel-İşitsel
Görsel-Kinestetik-İşitsel  /  İşitsel-Kinestetik-Görsel  /  Kinestetik-İşitsel-Görsel
Şimdi biz 6’yı bir kenara bırakıp ilk 3’ü hakkında bazı ipuçları verelim..

Mesela bunların bazı özellikleri nelerdir: (Burada şunu belirtelim,Görsel demek sadece görüyor demek değil, bilgiyi beynine resimlerle kodluyor ve böyle düşünüyor manasında ele alınmalıdır. Nörolojik aşamaların anlatımını ertelediğimiz için.bu konuların yanlış anlaşılmamasını dilerim.Aynen diğer kanallarda bu bağlamda düşünülmelidir.)

Eğer, biri 2 yaşında, diğeri 5 yaşında bir diğeride 7 yaşında üç çocuğunuz varsa, bunlara birer oyuncak aldığınızı düşünelim. Bunlardan bir tanesi oyuncağı itina ile kutusundan açıyor, oynuyor ve tekrar tertemiz yerine koyup onu saklıyorsa, bilgiyi görsel kodlayan bir çocuk yetişiyor demektir. Peki böyle olursa ne mi olur? Kısaca bir kaç özelliğini belirtip diğerlerine geçelim.Bu çocuk, yani görsel çocuk, okulda iyi bir talabe olur. Oturduğu yerde saatlerce oturur, çantası kitapları  gayet düzgündür. Oyun oynarken hep lider olur, büyüyünce girişimci, yüzleri iyi hatırlayan, kılık kıyafetine dikkat eden birisi olabilir.Vizyon sahibi proaktif vs. Peki diğer çocuğunuz oyuncağı eline alır almaz kutuyu açıp, pardon yırtıp sonrada oyuncağı parçalara ayırmaya başlıyorsa Dokunsal (Kinestetik) bir kişi yetişiyor demektirki. Şimdiden tedbirinizi alın.Şunun için diyorum, çünki birçok ülkede eğitim sistemleri bunların aleyhine olduğu için, okul-anna baba işbirliğiyle çocuğun alabileceği sıfatın Hiperaktif olacağını şimdiden bilmelisiniz.Yanılmıyorsam ünlü eğitimci Dawna Markowa bu çocukları “kurban”lar olarak sıfatlandırır. Hiperaktif diye uzmana gönderilenlerin de sadece 5% i hiperaktiftir, gerisi kurban…

Bu niye böyle olur? Bunun sebeplerini burada ele almaya kalkarsam bu bir yazı olmaktan çıkar, kitaba dönüşür. Kısaca şu kadarını söyliyeyim: Görsel bir öğretmen okulda, çıt çıkmasın ister,”konuşmayın! “kımıldamayın”!.O bir disiplin ve kural adamıdır. Dokunsal çocuk(veya  yetişkin)hep hareket halindedir.Bilgiyi yaparak öğrenir. Zaten oyuncağınıda bu özelliğinden dolayı apar-topar parçalara ayırmıştı. İlk azarlamada bu yüzden evde başlamıştı . İşin gerçeği “anlaşılmayan dahiler” işte bu çocuklar…
Bir diğer çocuğunuz, aldığınız oyuncağı karşısına alıp kendi kendine mırıldanıyorsa işitsel bir kişi geliyor.İyi bir hatip,Tv proğramcısı, politikacı birazda hayalperest, belki bir yazar olablir. Bestekar müzisyen lafla ve sözle bitecek her işle iştigal edebilirler.

İşitseller”Neden?” sorusunun cevabını ararlar (öğretmen)
Dokunsallar “Nasıl?”ı merak ederler (Sanatçı)
Görseller “Ne, Nerede ?”işiyle ilgilenirler (Müteşebbis)

Tüm mesele ”Taş Yerinde Ağırdır” Türk ata sözünü iyi kavrayabilmektedir…

MS Project’te 2010-2015 Arasındaki Tüm Tatiller

2010-2015 TakvimAşağıdaki linkten indireceğiniz dosyanın içinde 2010-2015 arasındaki, Yılbaşı, 23 Nisan, 1Mayıs, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim, Şeker ve Kurban Bayramları tatil olarak belirlenmiştir.

Aşağıdaki dosyada Tools-Change Working Time komutuna giderek tatil bilgilerini görebilirsiniz.

Bu tatili projeleriniz için şablon dosya olarak kabul edip, bundan sonraki projelerinizin bitiş tarihlerini daha gerçekçi bulmanız mümkün olacaktır.

2010-2015 Takvim Bilgileri

MS Project’te Toplam/Serbest Bolluk

MS Project üzerinden Kritik Yol Analizi ve buna bağlı olarak aktivitelerin Toplam ve Serbest Bolluklarını en kolay “Detail Gantt” görüntüsü ile görebilirsiniz. (Türkçe versiyonda: Ayrıntlı Gantt Grafiği)

Eğer kullandığınız tabloya Total Slack ve Free Slack (Tr: Toplam Bolluk ve Serbest Bolluk)  kolonlarını da eklerseniz, kritik olmayan aktivitelerin ne kadar kayabileceğine dair tüm bilgiye ulaşmış olursunuz.

İşte bir örnek

CPM MS 2007

Gerçek Lider

Risk almayı bilir

Genel varsayımları kısıt olarak görmez

Başarıya odaklanır

Fikirleri zamanın ötesindedir

Boyunduruk altına girmeyi rededer

Hayallerindeki doğrular için acı çekmeyi göze alır

Farklı olarak bilinir

Zorluklara rağmen yolundan dönmez

Karizma sahibidir

Kaos ile baş etmeyi bilir

Yaptığı her işte öncüdür

Çevresndekileri olumlu etkiler

Hatalarından ders alır

Hitap gücü kuvvetlidir

İkna gücüne sahiptir

Çevresindekileri dinler, analiz eder ve nihai kararı kendi verir

Çözüm önermeden, şikayet edenlerden, nefret eder

Motive etmeyi bilir

İletişimi kuvvetlidir

Sosyal yanı güçlüdür

Ekibini dışarıya karşı savunur

Ekibi için öğretmendir

Umut ve Proje Yöneticisi

Umut etmek, proje yönetiminde çok önemlidir çünkü umut, verdiğimiz sözlerimizi tutmamız ve proje paydaşlarını olumlu etkilememiz konusunda bize yardımcı olur. “Umut, projeyi başarıya götürecektir”, demiyorum. fakat değişmez gibi gözüken şeylerin değiştirilmesinde bize cesaret verecek ve hayalini kurduğumuz sonuca gitmede motive edecektir.

Umut ettikçe olumsuzlukları yenmek için içinizde bir ateş vardır, umut yoksa ateş söner. Umut, korkuları yokeder ve insana devam etmesi için enerji verir. İyi proje yöneticisi başarıya odaklanmalı ve etrafını da etkilemelidir.

Umut, projeye olan sadakati artırır. Umut da, umutsuzluk da bulaşıcıdır. Umudunuzu hiç yitirmeyin.

Kasım 2009 Bulmacası – Zaman Yönetimi

mr_crosswordSon anda yetiştirdim. 🙂 Kasım ayından çıkmadan bu bulmacayı yayınlamayı da başardım. Bu ay eğitimlerle oldukça meşguldüm. Bu yüzden blog sayfama çok fazla zaman ayıramadım. Bugün bayramın 3.günü ve ben saat 22:00’de Zaman Yönetimi konulu bulmacayı bayram için geldiğim Eskişehir’de hazırladım.

Time Management

Ve geçen ayın Genel Çerçeve (Framework) bulmacasının cevap anahtarını da bu linkten bulabilirsiniz:  Framework (answer key)

Yeni bulmacada herkese başarılar ve iyi eğlenceler dilerim.

Blog Sayfam 1 yaşında

 29.Kasım.2008 tarihinde bu blog sayfamdaki ilk yazımı yayınladım. İlk günün  heyecanı ile bir kaç yazıyı bir günde yayınlamıştım. Sonra iş yoğunluğumun el verdiği ölçüde yazılarıma devam ettim.

Ben yazdıkça blog sayfama olan ilgi arttı, ilgi arttıkça ben daha çok yazmak istedim ve bir senenin sonuna geldiğimde toplam 193 adet yazı yayınlamıştım ve 26 adet yazılarım üzerine yorum almıştım. Özel mail adresime gelenler hariç…

Bu yüzden öncelikle siteme giren, sitemin gelişmesi için katkıda bulunan, yorum bırakan ve düzenli olarak takip eden herkese teşekkürler…

Sitemle ilgili 1 senenlik istatistikleri bu yazımda paylaşmak istiyorum fakat istatistik bilgilerimi 11.Ocak.2009’dan itibaren tuttuğumu da söylemem gerekir.

İlk bilgi aylık ziyaretçi sayısı

1 yıl içinde toplam 12450 kişi sitemi ziyaret etti.

aylik ziyaretci sayisi

En çok ziyaret eden 15 ülke sıralaması

ziyaretci ulkeler

Türkiye’den en çok ziyaret eden 15 şehir ve şehirlerin dağılımı

ziyatci sehirler-harita

ziyaretci sehirler

Siteme ziyaret çeken Anahtar Kelimeler

anahtar kelimler

Deming ve Proje Yönetimi

Sürekli Gelişim, iyi yapılan Kalite Yönetim sürecinin bir çıktısıdır.  Bu sürecin en iyi anlatıldığı gösterim Deming Döngüsü olarak bilinir. 

Deming Döngüsü temelde 4 tane sürecin ardışık biçimde yürütülmesiyle gerçekleşmektedir.

Planla bu döngünün ilk aşamasıdır. Temel hedefler ve amaçlar bu adımda belirlenir ve gerekli kaynaklar düşünülür. Bu aşamada problemin alt kırılımına inip, problemin çözümüne yönelik işler ortaya çıkarılır. Problemin nasıl çözüleceği ve başarıya hangi kriterlerle ulaşılacağı karar verilmiş olmalıdır.

Yap, planlamanının uygulama aşamasıdır. Yapılan işler düzenli olarak raporlanır ve kontrol için kayıt edilir.

Kontrol et, Deming döngüsünün kotrol etme sürecidir. Söylediklerimizi yaptık mı? Proje hedeflerine ulaştık mı? Planların gerçekleşmelerle karşılaştırılması yapılır.

Uygulama, Kontrol sonuçlarına göre yeni durum uygulamaya alınacak mı yoksa eski yöntem mi kullanılacak?  Süreci daha da iyileştirmek için yeni bir döngü hayata geçirilecek midir? Yeni sonucu uygulayacak ve kontrol edecek kim olduğuna karar verme ve yeni sistemi müşteriye teslim etme gerçekleştirilir.

Deming döngüsü bütün sektörlerde uygulanabilir özelliktedir. Anlaşılması kolay ve hızlı uygulanabilir olmasından dolayı çok geniş kabul görmüştür.

Deming döngüsünden faydalanarak, Project Management Institute, bütün projeler için uygulanabilir süreç grupları hazırlamıştır. Bu süreç grupları Deming döngüsüne doğal olarak büyük benzerlik gösterir fakat daha detaylı olarak hazırlanmıştır.

Etkili Toplantı Yapmak için Şunlara Dikkat

  • Toplantıdan hemen önce katılımcılara toplantı gündemini hatırlatın
  • Katılımcı sayısını olabildiğince az tutun
  • Gündem sırası belirleyin ve toplantıda bu gündemi takip edin
  • Toplantıda hedef odaklı olun ve sonuca ulaşmak için müzakere yürütün
  • Katılımcılara söz hakkı tanıyın ve fikirlere saygı duyun
  • Olabildiğince grafik ve resim kullanarak, toplantıyı renklendirin
  •  Gündemde olmayan fakat önemli olabilecek konuları not edin
  • Alınan kararları dokümante edin ve sorumluları belirleyin
  •  Toplantının sonunda genel bir özet yapın

Andragoji

Yetişkinlerin öğrenmesiyle ilgili bilim konusunun adıdır; Andagoji

Malcolm Knowles, tarafından pedagoji (çocuk öğrenimi) referans alınarak hazırlanmıştır. Knowles Teorisi “yetişkinlerin öğrenmesi için aşağıdaki başlıklara dikkat edilmelidir” der.

  1. Yetişkinler bir şey öğrenmek için önce bunun sebebini bilmek isterler.
  2. Öğrenmemnin temelinde hata yapmak vardır.
  3. Eğitim esnasında yetişkinler kendi kararlarını vermek isteyecektir. Bu çerçevede planlamada, uygulamada ve ortaya çıkan sonucun değerlendirilmesinde bilfiil görev almak ister.
  4. Yetişkinler, iş veya özel hayatlarında hızlı değişim yapacağına inandıkları şeyleri öğrenmeye açıktır.
  5. Yetişkinler problem merkezli öğrenmeye açıktır. İçerik, kapsam arka plandadır.
  6. Yetişkinler dışarıdan gelen öğretim araçlarına genellikle kapalıdır. Kendi kendilerine daha iyi öğreneceklerini düşünürler.
  7. Yetişkinler çoğu zaman bilmediklerini kabullenmezler veya öğretilenlerin zaten bildikleri şeyler olduğunu savunurlar.
  8. Teorik hayatla, pratik hayatın eşleşemeyeceğini savunarak, öğrenmeye direnç gösterirler.
  9. Yetişkinler öğrenmek için bütün duyu organlarını etkin olarak kullanmaları gerekmektedir. Sadece duydukları veya sadece gördükleri şeyler akıllarında kalmayacaktır. Tartışmaları, not tutmaları da gerekmektedir.
  10. Yetişkinler öğrendiklerini kısa bir süre içinde unutrular. Bu yüzden öğrenimin kalıcı olması için tekrar etmeleri gerekmektedir.

Koyun ile Tavuk

İş koyunu ve iş tavuğu, bir toplantıda bir araya gelmişler. Tavuk, koyuna restoran açma fikrinden bahsetmiş ve bu konuda ortak aradığını fakat hiç ortak bulamadığını söylemiş ve hemen koyuna ortaklık teklif etmiş. Koyun da fikri kabul etmeden önce tavuğa restorant’ta ne satabileceklerini sormuş. Tavuk, “Yumurtalı Kavurma” diye cevap vermiş. Tabi yine olumsuz cevap almış.

Ana Fikir: Bir işbirlikteliği yapıyorsanız, kendinizi Tavuk, karşınızdakini de Koyun zannetmeyin.

Öğrenilen Ders 1 – Proje Yöneticisi ve İletişim Becerisi

eventicon_080911_Lessons_Learned_web_smProje Sponsorunun Not Defterinden

X Projesinden Öğrendiğim Ders: Projeye atadığım yöneticinin iletişim becerisine dikkat etmeliyim.

X Projesine atanan Proje Yöneticisi iyi bir insan, bugüne kadar kendisine verilen işleri sorunsuz şekilde haletti. Bu, O’nun ilk Proje Yöneticilik deneyimi fakat gözlemlediğim kadarıyla Proje Takım Üyeleriyle yeteri düzeyde iletişim kuramıyor. Takım üyeleri, tedarikçiler ve müşteri arasında koordinasyon eksiklikleri yaşanıyor. Bu da aktivitelerin gecikmesine sebep oluyor.

Düzeltme Yöntemleri:

Kritik projelere iletişimi güçlü Proje Yöneticisi atamak.

Proje Yöneticilerinin, İletişim Becerilerini artırıcı önlemler almak. (Eğitimler Planlamak)

Yeni/Deneyimsiz Proje Yöneticilerine kapsamı dar ve kurum içi yapılan projelerin sorumluluğunu vermek.