Proje Yönetimini Bilmeyen MS Project Anlatmasın Lütfen

Dün (adı bende kalsın) bir şirkete MS Project Server’ı eğitimi için gittim. Eğitim sabahı eğitimi organize eden arkadaşlarımızdan önce şirketle ilgili kısa bir bilgi aldım.  Daha sonra şirketlerindeki MS Project ile ilgili daha önce aldıkları eğitimlerden bahsettiler; Microsoft’un Sertifikalı eğitim firmalarından bir tanesi MS Project’i anlatmak üzere bir eğitmen göndermiş fakat eğitimden hiç memnun kalınmadığı için yarıda kesilmiş, bir başka eğitmenle tekrar denenmiş, ne yazık bu da memnuniyetsizlikten dolayı yarıda kesilmiş. Gelen eğitmen hem Proje Yönetimi hem de yazılımla ilgili yeterli bilgiye sahip değilmiş.

Yarıda kesilen eğitimlerden aldıkları bilgilerle bir proje planı yapmış, arkadaşlarımız fakat hiç eğitim almasalar da (bir iki saatlik karıştırmayla) zaten o planı yaparlardı.

Dün hem yaptıkları planları gözden geçirip, düzeltmeler yaptık, hem MS Project Server’ın etkinleştirilmesi için gerekli yöntemleri konuştuk hem de yazılımların teknik detaylarını inceledik.

Sözün özü, MS Project Lisansı satmakla iş bitmiyor, (buradan ilgililere sesleniyorum :)), Proje Yönetimi kurallarını bilmeyenler MS Project’i yanlış anlatıyor ve bir çok firmayı da Microsoft Project’ten soğutuyor. Bu yüzden, Türkiye’de bir çok büyük firma farklı yazılımları satın aldı ve kullanıyor. MS Project de yanlış politikalardan dolayı pazar payını kaybediyor.

Anlayana…

PDU TOPLAMAK KOLAYLAŞTIRILDI

1 Mart 2011 tarihinden itibaren geçerli olacak PDU Kategorileri hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum.

Bilindiği üzere PMP Sertifikasına sahip olanlar sertifikayı devam ettirebilmek için 3 sene içinde 60 PDU (Professional Development Unit) toplamaları gerekmektedir.

Şu anda halen geçerli olan yönteme göre bu 60 PDU, 18 farklı kategori içinde yapılan faaliyetlerden toplanabilmektedir.  1 Mart 2011 tarihinden itibaren bu 18 kategori, 6 kategoriye indirilecektir.

İçerik özetle aşağıdaki gibi olacaktır.

Kategori A: REP (Registered Education Provider) statüsündeki şirketlerden veya Chapter düzeyindeki kuruluşların yaptığı eğitim faaliyetlerine katılmak, PDU kazandırır.

Kategori B: Akademik eğitim, proje yönetimiyle ilgili konularda devam ediyorsa bu da PDU kazandırır.

Kategori C: Bireysel öğrenme yöntemleri; Proje yönetimiyle ilgili yazı yazmak, kitap okumak, video seyretmek, resmi toplantılarda tartışmalarda yer almak gibi faaliyetler de PDU kazandırır.

Kategori D: Proje Yönetimi Bilgi birkimine katkıda bulunmak. Kitap yazmak, sunum yapmak, bir eğitim içeriği hazırlamak ve sunmak, konferans, panel gibi toplantılarda konuşmacı olmak.

Kategori E: Gönüllülük Hizmetleri, PMI Chapter’ı düzeyindeki kurumlarda gönüllü olarak destek vermek, çalışmalarda yer almak da PDU kazandırır. PMI-TR Gönüllü Çalışmak

Kategori F: Proje Yöneticisi olarak çalışmak. Bu kategoride toplanacak PDU değerleri projenin süresine bağlı olarak değişmektedir.

PMI’ın yayınladığı yeni PDU toplama kategorileri için daha detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

PMP SINAVI TÜRKÇE

Bu senenin son haberini yayınlıyorum.

Çok güvenilir kaynaklardan aldığım bilgiye göre Ocak’tan itibaren artık PMP  Sınavı Türkçe olarak da yapılacak.

Biz de İKG olarak, Ocak’tan itibaren 3 günlük Türkçe PMP Sınavı Hazırlık Eğitimlerine başlıyoruz.

Tüm PMP adaylarına duyurulur.

10 İşaret

1– Müşteriniz veya tedarikçiniz telefonlarınıza çıkmıyorsa…

2– Müşteriniz veya tedarikçiniz yolladığınız mesajlarınıza geri dönmüyorsa…

3- Takım üyeleriniz projeye değil de, idari işlerine daha fazla zaman ayırıyorsa…

4 –  Maliyet ve Zaman Performans Indeksleri (CPI & SPI) negatif ise…

5- Üst Yönetimin, projeye olan desteğinin azaldığını hissediyorsanız…

6- Siz kendiniz, projeye olan inancınızı kaybettiyseniz…

7- Başta söz verilen kaynaklar, zamanında projeye verilmiyorsa…

8- Proje toplantılarına katılanlarda motivasyon düşüklüğü seziyorsanız…

9- Proje kapsamı üzerinde zaman geçmesine rağmen belirsizlikler çoksa…

10- Projedeki riskleri düşündükçe, başarının imkansız olduğunu görüyorsanız…

Bir Projenin Süresi Nasıl Kısaltılır?

Proje sponsoru, sizi Proje Yöneticisi olarak görevlendirdi ve projenin planını en kısa zamanda hazırlamanızı istedi. Proje sponsoru proje süresi ile ilgili de hiç bir kısıt belirtmedi.

Projenin zaman planını hazırladınız ve projenizin 100 gün süreceğini belirlediniz ve planı sponsora sundunuz.

Proje sponsoru, süreye baktı ve “100 gün fazla olmuş, 75 günde bitirin bu projeyi” diye bir talimat verdi.

Projeyi 100 günden, 75 güne indirmek için hangi stratejiyi kullanırsınz?

a)   “Tecrübeyle geliştirdiğim SABUNLAMA tekniklerini kullanır, planı ayarlarım.”

b)   “75 gün sorun değil. Ben aslında 50 günde bitirecektim, sponsora 100 demiştim.”

c)   “Planı yönetimin istediği şekle getiririm, proje ilerlemeye başlayınca zaten yine 100 güne uzar, hatta 150 bile olabilir.”

d)   “Maliyet veya Risk artışı seçeneklerini sponsorun onayına sunarım.”

Tabi ki sorunun cevabı: D

1 – Bir projenin süresini kısaltmak için Kritik Yol’daki aktiviteler üzerinde kaynak artırma yöntemine başvururuz. Kaynak Yükleme (CRASHING) olarak bilinen bu teknik, projede maliyet artırır. Bu tekniği kullanırken proje maliyetini en az artıracak faaliyetten kısaltmaya başlamak en doğru yaklaşımdır.

2- Eğer, maliyet artırmadan proje süresi kısaltılmak istenirse o zaman yine Kritik Yol’daki aktivitelerden ardışık olan iki faaliyeti Paralel Yürütme (FAST-TRACKING) suretiyle, proje süresi kısaltılabilir. Ardışık yapılması gereken iki aktiviteyi bile bile paralel yürütmek bir takım riskler almak anlamına gelir.

Proje Yöneticisi, doğru ve gerçekçi planı yapıp, daha sonra projeyi kısaltması gerekirse maliyet veya risk artıran seçenekleri açık ve net olarak sponsorun onayına sunmalıdır.

Risk Demişken…

Adana’daki Fatih Metro girişi resimden de anlaşılacağı üzere yolun ortasında duruyor.

Sonuç: Bu girişe araçlarıyla  2 Polis memuru düştü ve hayatlarını kaybettiler.

Kim onay verdi projenin bu haline?

Risk sorumlusu kim?

Neden önlem alınmadı?

Adana Metro’su hakkında zaten sabah akşam Nihat Sırdar yeterince ti’ye alıyor. Ben ne diyeyim ki…

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/otomobil-metro-duragina-uctu-2-polis-oldu/yasam/haberdetayarsiv/16.12.2010/1326808/default.htm

Risklerin Tanımlanması – PMBOK

Projeyi etkileyebilecek risklerin belirlenmesi, ve bunların belgelenmesi sürecidir.

Risklerin tanımlanmasına, proje yöneticisi, proje ekibi üyeleri, risk yönetim ekibi (atanmışsa), müşteriler, proje ekibi dışından konu uzmanları, son kullanıcılar, başka proje yöneticileri ve risk yönetimi uzmanları  katılabilir. Proje personelinin tamamı riskleri tanımlamaya teşvik edilmelidir.

Risklerin Tanımlanması tekrarlanan bir süreçtir çünkü proje yaşam döngüsü ilerledikçe yeni riskler fark edilebilir ya da ortaya çıkabilir.

Neye İhtiyacımız Var? (Girdiler)

Risk Yönetim Planı

Aktivite Maliyet Tahminleri

Aktivite Süre Tahminleri

Kapsam Temel Çizgisi

Paydaş Listesi

Nasıl Yapılır? (Araç ve Teknikler)

Eldeki plana bakarak, özellikle bir aktivitenin içinde o aktivitenin süresini uzatacak veya maliyetini artıracak herhangi bir risk olup, olmadığı sorgulanır.

Büyük projelerde ayda veya iki haftada bir kez, Risk Değerlendirme Toplantıları yapılır. Bu toplantılarda amaç riskleri belirlemek ve özellikle işi yapacaklar ile işi planlayanlar arasındaki varsayımları gözden geçirmektir.

PMI, bu bölümde pek çok teknik önermiştir fakat ben bu detayları yazıp da kafa karıştırmak istemiyorum. Yukarıda belirttiğim gibi düzenli olarak, gündemin tamamen riskler olduğu bir toplantı bile organize edilse proje paydaşları arasında hem projeye olan güven artar, hem daha şeffaf bir yönetim sağlanır hem de pek çok risk daha oluşmadan, ekip tarafından yok edilir.

Ortaya Ne Çıkar? (Çıktılar)

Risk Tanımlama sürecinin çıktısı Risk Kayıtlarıdır. Proje paydaşları tarafından dile getirilmiş tüm riskler kayda geçmiş ve herkes tarafından bilinir hale gelmiştir.

Sırada bu risklerin hangisinin daha tehditkar olduğunu bulmak, kalmıştır.

8 Günlük PMP Eğitimi

İstanbul Kurumsal Gelişim’den bir ilk daha…

Sadece kuruma özel gerçekleştirilecek bir eğitim programını daha herkesle paylaşmaktan memnuniyet duyarız.

8 Günlük PMP Hazırlık Eğitimi

Geniş ve detaylı konu anlatımı,

Sınıf ortamında 600 adet soru çözümü ve tartışma,

Rita Mulcahy ve Kim Heldman gibi piyasade en çok talep gören yardımcı kitapların incelenmesi,

Sınav başvuru sürecinin detaylı anlatımı,

Katılımcı Sayısı: 15 kişi,

Toplam 48 saatlik Eğitim,

Bu eğitimin açık kursu yoktur sadece kuruma özel gerçekleştirilir.

1 – Amaç

PMP®  Sertifika Sınavına hazır, PMP®  adayları yetiştirmek.

PMBOK®  kitabını detaylı öğrenmek ve anlamak.

Sınavın yapısı hakkında detaylı bilgi vermek.

Eğitimin sonrasında çalışma yöntemi hakkında bilgi vermek

Eğitim Süresince katılımcılar:

  • Proje Yönetimindeki beş temel süreç grubuyla ilgili kavramları ve kritik uygulama tekniklerini öğrenecekler.
  • PMP® sınavına yönelik sınav soruları çözecekler ve cevapları eğtimenlerle birlikte tartışma imkanı bulacaklar.
  • Piyasada en çok kullanılan Rita Mulcahy, PMP ve Kim Heldman, PMP tarafıından kaleme alınmış dokümanların ana hatları eğitim esnasında katılımcılarla paylaşılacaktır.

Eğitim Süresi: 8 gün / Eğitim Saatleri: 10:00 – 17:00

Kimler Katılmalı

  • Kariyerlerine PMP® Sertifikası alarak, devam etmek isteyenler.
  • Yoğun iş programından dolayı kendine sınava hazırlanmak için zaman ayıramayanlar.
  • “Evde akşam olunca çalışırınm” deyip de eve gelince yorgunluktan sınava hazırlanmaya üşenen babalar.
  • “Evde yemekle uğraş, çocuklarla ilgilen, evin işlerini organize et” diyen anneler.

Detaylı bilgi için: 216 – 456 60 50 – info@projeyonetimi.com

Bu Projede Hata Nerede? (Gerçek Olay)

Bala’da 2007 yılının Aralık ayında meydana gelen 5.7 büyüklüğündeki depremin ardından yapımına başlanan afet konutları hala tamamlanamadı. TOKİ tarafından yaptırılan 741 konut ile ‘kendi evini yapana yardım’ yöntemiyle yapılan 23 evin yapımı, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda yürütülürken, inşaat çalışmaları ilçedeki yaklaşık 40 yerleşim bölgesinde devam ediyor.

Yapılan evleri güzel bulduklarını ancak yaşadıkları yer ve yaptıkları iş nedeniyle evlerinin önünde tandır ve ahıra ihtiyaç duyduklarını belirten bir çok depremzede, evlerin kendi istekleri dışında inşa edildiğini öne sürerek, haklarından vazgeçmek istediklerini bildirdi.

Depremde evi yıkılan ve 3 yıldır ailesiyle birlikte barınakta yaşayan Sabahattin Ahat, özellikle kış aylarında çok zorluk çektiklerini ve tüm aile bireylerinin zor şartlar nedeniyle hasta olduğunu söyledi. Ahat, konutların ihtiyaçlarını da karşılamayacak şekilde yapıldığını öne sürerek, ‘Biz köylü insanız. Evler güzel ama bizim hiçbir işimize yaramaz. Ayrıca evlerin 70-80 bin lira olacağını söylüyorlar. Ben nasıl ödeyim bu parayı? Evi almazsak da ceza ödeyecekmişiz. Benim işime yaramayan evi almadığım için neden ceza ödemek zorunda kalayım? Şimdi yıkılan evimin yerine yeni ev yapıyorum. Umarım onu da ‘depreme dayanıklı değil’ diyerek yıkmazlar’ diye konuştu.

Afşar beldesinin Belediye Başkanı Müslüm Coşan ise konutların tamamlanması gereken süre içinde bitirilmediğini vurgulayarak, bu nedenle halkın mağdur edildiğini söyledi. Afet konutlarının halkın talepleri doğrultusunda yapılmadığını da öne süren Coşan, şunları kaydetti: ‘Her ne kadar belde olsak da burada yaşayan vatandaşın bir çoğu tarım ve hayvancılıkla uğraşıyor. Depremden önce bu kişilerin evlerinin önünde tandırları, altında ahırları vardı. Şimdi burada yapılan evler çok güzel oldu ama vatandaşın ihtiyacını karşılamadıktan sonra ne kadar güzel olduğunun ne önemi var? Depremden zarar gören ve yaptırılan konutlarda hak sahibi olan bir çok kişi burada oturmak istemiyor. Burada oturması halinde ekmeğini nerede pişirecek, hayvanını nereye bağlayacak? Konutların bu kadar geciktiğinden mi şikayet edelim yoksa ihtiyacı karşılamadığından mı bilemedik. Sonuç olarak Afşarlı, bu konuda mağdur edilmiştir.’

Bala BELEDİYE BAŞKANI GÜRBÜZ: ‘KISKANILACAK PROJE– Bala Belediye Başkanı İbrahim Gürbüz ise vatandaşın tepkisini abartılı bulduğunu dile getirerek, özellikle Afşar’da yapılan konutların ‘kıskanılacak bir proje‘ olduğunu söyledi. Gürbüz, konutların gecikmesinin resmi işlemlerden kaynaklandığını, bunda evlerin yeri konusundaki vatandaşların yaptığı itirazların da etkili olduğunu savundu. Ankara Valiliğinin, depremden zarar gören vatandaşlara bir çok yardım yaptığını anlatan Gürbüz, ‘Devlet, buradaki vatandaşlarımızın mağdur olmaması için elinden geleni yapmıştır. Yapılan evler de çok iyi oldu. Hatta konutlar o kadar güzel ki kıskanmamak elde değil. Şehirleşme yolunda Afşar’a önemli katkı sağlayacak’ diye konuştu.

AFAD: ‘GECİKMENİN NEDENİ VATANDAŞIN İTİRAZLARI’– Bölgedeki afet konutlarının koordinasyonu yürüten AFAD yetkilileri ise devletin bir çok imkanının 3 yıldır bölgeye sevk edildiğini, konutların bir an önce bitirilmesi için gerekli çalışmaların yapıldığını bildirdi. Konutların teslim edilmesinde yaşanan gecikmenin, vatandaşların evlerin yerleri beğenmemesi nedeniyle yaptıkları itirazlardan kaynaklandığını kaydeden yetkililer, konutların 2011 yılının Mart-Nisan aylarında teslim edilebileceğini söyledi. Bölgede toplam 764 konut projesi yürütüldüğünü ve bunun 741’inin TOKİ aracılığıyla, 23’ünün ise ‘evini yapana yardım’ yöntemiyle yapıldığını anlatan yetkililer, projenin 40 civarındaki yerleşim bölgesinde yürütülmesinin de gecikmede etkisi olduğunu vurguladı. Vatandaşların, ‘yapılan konutların önünde ahır ve tandır olmaması’ yönündeki itirazlarının yersiz olduğunu aktaran yetkililer, Afşar’ın bir belde olduğunu ve Hıfzıssıhha Kanunu’na göre beldelerde yerleşim yeri içinde ahır bulundurulmasının yasak olduğunu belirtti. Yetkililer, ‘Bizim için can güvenliği önceliklidir. Afşar’da yaşayan vatandaşların, evlerinin altında ahıra ihtiyacı olabilir ama bizim görevimiz de onların sağlığını riske atmayacak işler yapmaktır’ dedi. Konutların değeri ve ödeme planı hakkında da vatandaşların ‘eksik bilgiye’ sahip olduğunu dile getiren yetkililer, Bala merkezde yapılan konutların 51 bin lira, belde ve köylerdeki konutların ise 55 bin lira civarında hak sahiplerine teslim edileceği bilgisini verdi. Hak sahiplerinin konutlara 2 yılı ödemesiz olmak üzere 20 yıl vadeyle, eşit taksitlerle sahip olacağını anlatan yetkililer, afet konutlarının hak sahiplerinin talepleri doğrultusunda yapıldığını, bu nedenle evleri teslim almak istemeyenlerin 2 bin lira ceza ödemek zorunda kalacaklarını kaydetti.

(Kaynak: http://www.sadehaberler.com/luks_konut_yerine_ahirli_tandirli_ev_istiyorlar_haberi_202951.aspx)

Yukarıdaki durumu Proje Yönetimi açısından değerlendiriniz. Yorumlarınızı bekliyorum.

100. Proje Yönetimi Sertifika Programı

2004 yılında Türkiye’de ilk kez İstanbul Kurumsal Gelişim tarafından başlatılan Proje Yönetimi Sertifika Programı 2011’in Ocak Ayı içinde Mecidiyeköy’de açılacak olan programla açık kurs olarak 100. Tekrarını gerçekleştirecektir.

Kurum içinde yaptığımız sertifika programları da düşünülürse bugüne kadar 3400 – 3500 kişi, 60 saatlik programlarımıza katılmış bulunmaktadır.

2011’in başından itibaren Proje Yönetimi Sertifika Programlarımıza Ankara’da da başlıyoruz. Yaklaşık 5-6 aydır Ankara’da 2 ve 3 günlük eğitimler yaparak, yürüttüğümüz çalışmaları daha da genişletme kararı almış bulunmaktayız.

Bizlere güvenerek eğitimlerimize gelen ve daha sonra referans olan tüm katılımcılarımıza, verdikleri destekten dolayı kendim ve tüm çalışma arkadaşlarım adına teşekkür ederim.

Programlarımızla ilgili detay bilgi: http://www.projeyonetimi.com/tc.asp?icid=149&itype=i

FATİH Projesi

Google’da arattığınızda 10’larca sayfa çıkıyor. Leyhte ve aleyhte 100’lerce yazı mevcut. Ben yine işin Proje Yönetimi tarafından bakayım.

Madem proje kamuoyuna duyurulmuştur ve ben de bir paydaşım, bu durumda ben aşağıdakileri öğrenmek istiyorum.

Projenin Arkaplanı:

Projenin Müşterisi:

Proje Yürütme Kurulu Üyeleri:

Değişiklik Onay Komitesi Üyeleri:

Proje Sponsoru:

Proje Yöneticisi:

Projenin Amaçları:

Hedef Kitle:

Projenin Kapsamı:

Hedef Başlangıç ve Bitiş Tarihleri:

Bütçesi:

Kısıtları:

Varsayımları:

Başarı Kriterleri:

Riskleri:

Proje Aşamaları, Kilometre Taşları:

Kalite Kriterleri:

Tedarikçi Firmalar ve Sorumlulukları:

Görev alacak Kurumlar ve Sorumluluk Alanları:

Değişiklik ve Konfigürasyon Yönetim Planı:

İletişim Planı:

Yukarıdakilerin hepsi olmak zorunda değil. Aslına bakarsanız,  EXCEL’de çizilmiş  Gantt Diyagramı’na da razıyım.

Sanal Hacim (Virtual Volume)

 

Bir kaç hafta önce bir haber kanalında “yeni neslin sosyalleşme anlayışındaki değişiklikler” konulu bir tartışma programı izledim. Genel kanı, “insanlar yüz yüze iletişimde zorlanabilirler fakat internet sayesinde farklı kimliklere bürünerek de olsa çok daha fazla insanla iletişim kurarak, sosyalleşmeleri mümkündür.” Bu yargı, sosyalleşmeden ne anladığımıza bağlı olarak değişkenlik gösterir ve uzun uzun tartışılır fakat sonucu bir yere bağlanamaz.

Ben, konuşmaları dinlerken aslında başka bir sonuca gittim. Onu da kendimce “Sanal Hacim (Virtual Volume)” diye adlandırdım.

“Virtual Volume” kelimesini Google’da aradığımda daha çok bilgisayar hafızasının genişliği anlamında kullanılmış fakat ben bu ifadeyi “sosyalleşme anlamında internette kaplanan yer” olarak tanımlamayı uygun görüyorum. Bu tanım hem kişilere, hem markalara, hem şirketlere uyabilir. (Bu açıklamaya karşılık gelen başka bir kelime biliyorsanız, lütfen benimle paylaşın. Eğer yok ise bu anlamda bu kelimeyi ilk defa ben kullanıyorum, yarın, öbür gün bu ifade meşhur olursa isim babası benim, şimdiden duyurulur. 🙂 ) Şöyle ki;

Google’da kendi adınızı yazdığınızda kaç başlık sizinle ilgili? Bunu bir deneyin. Kendi adınızla, şirketinizin veya markanızın adıyla aynı olan diğer başlıklar Google aramalarında daha ön planda ise Sanal Hacminizi sorgulama vaktidir.

Sanal Hacmi genişletmenin yolu internet üzerinde sosyalleşmekten geçiyor. Sosyalleşme artıkça Sanal Hacim de genişliyor ve diğer benzerlerinizin önüne geçiyorsunuz. Böylece siz, şirketiniz veya markanız daha da tanınır hale geliyor. Bu da reklam maliyetlerinin düşürüyor.

Bu konuda naçizane tavsiyem kimseyi kopya etmeden, özgün bir konuda mutlaka bir blog sayfası açın ve ilgi duyacağını düşündüğünüz kişilere mutlaka haber verin. Düzenli olarak yazılar yazın ve gelen yorumlara mutlaka cevap verin ki takipçilerinizle interaktif bir ortam yaratabilesiniz.

Beni de blogger yapan, hatta bu konuda  pek çok kişiyi cesaretlendiren Savaş Şakar’dan da burada bahsetmemek olmaz. Şu sayfayı mutlaka okuyun, derim. http://www.savassakar.com/index.php/blogumun-daha-fazla-okunmasini-nasil-saglarim/

Blog sayfanızda yazdığınız tüm yazıları, Facebook, Twitter, Friendfeed, Digg, Linkedin vs. ile besleyin. Bu siteler üzerinden diğer insanları takip edin ve onların da sizi takip etmesini sağlayın.

İş veren Firmaların Markası üzerine yazılar yazan Türker BAŞ Bey’in bir konuşmamız esnasında söylediği bir şey de çok hoşuma gitmişti. Aynen paylaşmak istiyorum: “İnsanlar sizin kendi hakkınızda ne söylediğinize değil, başkalarının sizin hakkınızda ne söylediği bakıyor artık.”

MS Project 2010 Eğitimlerimiz

İstanbul Kurumsal Gelişim olarak, Aralık ayından itibaren MS Project/Server 2010 eğitimlerimiz başlamıştır. Açık kurs veya kuruma özel olarak 3’er günlük eğitimler, proje yöneticilerine yöneliktir.

Bunun yanısıra, Project Server 2010 eğitimlerimizde Aralık 2010’dan itibaren kurumlara özel olarak gerçekleştirilecektir. Bu eğitim 3 alt başlıkta sunulmaktadır.

Project Server 2010 Kurulum eğitimi 2 gün – Katılımcı Profili: Bilgi İşlem

Project Server 2010 Sistem Yönetimi – 2 gün – Katılımcı Profili: Bilgi İşlem, Proje Ofisi

Project Server 2010 Kullanıcı Eğitimi – 0,5 gün – Katılımcı Profili: Proje Takım Üyeleri

Detaylı bilgi için: 0216 – 456 60 50 ile irtibata geçebilirsiniz.