Yazılımcılar Neden Kariyer Yolunu Proje Yöneticiliğine Doğru Çevirmeli?

Photo by Mikhail Nilov on Pexels.com

Teknoloji dünyası hızla değişiyor. Yapay zekânın yükselişinden çevik (agile) yöntemlerin baskın hale gelmesine kadar, yazılım geliştirme ekiplerindeki roller giderek daha dinamik bir hal alıyor. Bu ortamda yazılımcılar için en stratejik geçişlerden biri, kodlamadan proje yönetimine yönelmek olabilir. İlk bakışta teknik dünyadan uzaklaşmak gibi görünse de, bu geçiş hem doğal hem tatmin edici hem de etkili bir kariyer adımıdır.


1. Büyük Resmi Görme Yeteneği

Bir yazılımcı olarak genellikle belirli problemleri çözmeye veya özellikler geliştirmeye odaklanırsınız. Ancak bir proje yöneticisi (PM) olduğunuzda, tüm bu görevlerin nasıl bir stratejiye hizmet ettiğini görmeye başlarsınız. Kodlamadan gelen biri olarak, teknolojik sınırları, yazılım geliştirme sürecinin hızını ve mantığını bildiğiniz için planlamada ve takımla iletişimde büyük avantaj sağlarsınız.


2. Teknik ve İş Dünyası Arasında Köprü Olmak

Birçok proje, teknoloji başarısız olduğu için değil, iş gereksinimleri doğru anlaşılmadığı için başarısız olur. Kodlamadan gelen bir Proje Yöneticisi, teknik ve teknik olmayan dünyalar arasında mükemmel bir çevirmen olur. Hem iş birimlerini hem geliştiricileri anlayarak gereksiz karmaşayı önler, netlik sağlar ve gerçekten ihtiyaç duyulan ürünlerin ortaya çıkmasına katkı sunar.


3. Kariyer Gelişimi ve Etki Alanının Artması

Bir yazılımcı olarak derinleşmediğiniz sürece kariyeriniz bir noktada tıkanabilir. Ancak proje yöneticileri için kariyer yolu genellikle daha açık ve yukarı doğrudur: Program Yöneticisi, Ürün Sahibi, Mühendislik Direktörü hatta CTO gibi roller. Çünkü bu pozisyonlar, sadece teknik değil, aynı zamanda zamanlama, insan yönetimi ve iş sonuçları gibi konularda da yetkinlik gerektirir.


4. Teknolojiden Anlayan PM’lere Artan Talep

Şirketler, kodlama bilen proje yöneticilerinin ne kadar değerli olduğunu artık daha iyi anlıyor. Bu kişiler hem geliştiricilerle anlamlı teknik tartışmalar yapabilir, hem de sorunları daha çıkmadan fark edip çözüme kavuşturabilir. Kodlama yeteneğinizi tamamen bırakmanız gerekmez – hala kodları okuyabilir, mimari kararlar alabilir ve teknik hedeflerle iş hedeflerini buluşturabilirsiniz.


5. Zor Bilgilerle Yumuşak Becerileri Birleştirme

Yazılımcılar olarak zaten analitik düşünceye, detaylara dikkat etmeye ve sorun çözmeye alışıksınız. Proje yönetimi ise bu becerilerin üstüne iletişim, müzakere, liderlik, risk yönetimi ve paydaşlarla ilişki kurma gibi soft-skill’leri (yumuşak beceriler) eklemenizi sağlar. Bu yetkinlikler, ister teknik ister yönetici olsun, tüm üst düzey rollerde hayati öneme sahiptir.


6. Hâlâ Sorun Çözüyor Olacaksınız – Sadece Daha Geniş Ölçekte

Proje yöneticileri sadece takvimleri yönetmez. Sorunları önceden fark eder, öncelikleri dengeler, krizleri önler. Kod yazmanın zevkinden uzaklaşmak istemeyen yazılımcılar için Proje Yöneticiliği hâlâ problem çözme işidir – ama bu kez takımların ve süreçlerin karşılaştığı sorunları çözersiniz.


7. Teknikten Uzaklaşmak Zorunda Değilsiniz (İsterseniz)

Özellikle çevik yapılarda, birçok proje yöneticisi hâlâ teknik süreçlerin içinde yer alır. Teknik Proje Yöneticisi ya da Mühendislik Yöneticisi gibi pozisyonlar, teknik kararlarla iç içe kalmanıza olanak tanır. Yani “koddan uzak kalacağım” endişesi taşımadan hibrit bir rol üstlenebilirsiniz.


8. Farklı Rollerle Empati Kurmayı Öğrenirsiniz

Proje yöneticisi olduğunuzda sadece yazılımı değil, tasarımcıları, testçileri, pazarlama ekibini, hukuk ve uyum süreçlerini de tanımaya başlarsınız. Bu rollerin ne kadar karmaşık ve kritik olduğunu anlayarak, daha güçlü bir iletişim kurar ve daha sağlıklı ekip çalışmaları yürütürsünüz.


Bir Yön Değişikliği Değil, Stratejik Bir Adım

Proje yöneticisi olmak, kodu bırakmak değil – bir orkestrayı yönetmek gibi, artık sadece bir enstrümanı değil tüm yapıyı yönetiyorsunuz. Teknik bilginizi stratejik düşünce, liderlik ve iş zekâsıyla birleştirdiğinizde, sadece kod yazmakla kalmaz, projeleri ve ekipleri yönlendiren kişi olursunuz.

Eğer sistem düşüncesine sahipseniz, takım çalışmasına değer veriyorsanız ve daha büyük etki yaratmak istiyorsanız, yazılımcılıktan proje yöneticiliğine geçiş sizin için mükemmel bir adım olabilir.


İstanbul Kurumsal Gelişim olarak her türlü Proje Yönetimi kariyer yolculuğunuzda sizlerle birlikteyiz. http://www.projeyonetimi.com

Lead Time vs. Cycle Time

Lead Time on Agile Approach

Lead time in Agile approach is the duration between the initiation of a project and the delivery of the final product. In the Agile methodology, the focus is on delivering a high-quality product in the shortest possible time. Therefore, reducing the lead time is a crucial aspect of Agile development.

The lead time can vary depending on the complexity of the project, the size of the team, and the availability of resources. However, in general, Agile teams aim to deliver the product in small increments, with each increment adding value to the final product.

To reduce lead time, Agile teams follow several practices, including continuous integration and delivery, test-driven development, and frequent collaboration with stakeholders. These practices help identify and resolve issues early in the development process, ensuring that the final product meets the customer’s requirements.

In conclusion, lead time is a critical factor in Agile development, and Agile teams strive to reduce it by delivering the product in small increments, following best practices, and collaborating with stakeholders.

Cycle Time on Agile Approach

Cycle time in Agile approach is the duration between the start and completion of a single task or user story. It is the time taken to deliver value to the customer. Agile teams aim to reduce cycle time by breaking down tasks into smaller, more manageable pieces and delivering them incrementally. By doing so, they can identify and address issues early in the development process, ensuring that the final product meets the customer’s requirements.


3- Scrum Eserleri

Bu videoda scrum eserlerini tanıyacağız.

Eser kelimesi (İngilizce’de Artifact) biraz kafa karıştırıcı olabilir. Bu konuyu biraz açalım.

Eser, aslında insanlar tarafından yapılan veya şekil verilen, sanatsal bir özelliği olan ürünler için kullandığımız bir kavramdır.

Scrum’da eser ifadesi, yaratılan herhangi bir şeydir.

Scrum kılavuzu şu üç eserden bahseder.

1- Ürün birikimi.

2- Sprint birikimi.

3- Artış veya ürün artışı

Bütün metot ve yaklaşımlarda olduğu gibi Scrum yaklaşımının da kendine özel bir terminolojisi vardır. Bu kavramları baştan öğrenmek, sonraki videoların içeriğini anlamanızı kolaylaştıracaktır.

Tekrar dönelim Scrum’daki eserlere…

Scrum eserlerinin her biri taahhüt içerir.

Örneğin, Ürün birikimi, uzun vadeli bir hedef olan ürün hedefine ulaşmak için hazırlanır.

Sprint birikimi, her sprint için tanımlanan sprint hedefine ulaşmak için vardır.

Ürün artışı, ürünün sahip olması gereken kaliteyi tanımlayan “bitmişin tanımını” yerine getirmeyi taahhüt eder.

Bu durumda, taahhüt, belirli bir şeyi başarmaya odaklanmak anlamına gelmektedir.

Bir taahhüde sahip olmak, herkesin çalışmanın neden önemli olduğunu ve istenen sonucun ne olduğunu anlamasını sağlar.

Bundan sonraki videolarımızda Scrum’ın eserlerini daha detaylı olarak göreceğiz.