Ekşi Sözlükte Proje Yönetimi

Proje:

Tamamlanması konusunda kimsenin kesin bir fikir yürütemeyeceği, bu nedenle olsa gerek gerginliği hiç eksik olmayan çalışma. bittiğinde hala proje adıyla anılmaya devam etmesi, ‘bitmedi ki’nin işareti sayılabilir.

Proje Yönetimi:

Projeyi bes ogesini ayri ayri kontrol altinda tutarak onceden ongorulmus kabul edilebilirlik oraniyla tamamlamak icin gereken prosedurun tumudur. projeyi bir at arabasina benzetirsek 5 ayri dizgini olan bu at arabasini yolda tutmak ve varacagi yere ulastirmak proje yonetimidir. hicbir proje 100% mukemmel sonuclanmayacaktir, ancak bir insaat projesini ornek alirsak binanin onceden hesaplanmis maliyetle, zamaninda (veya zamanindan once), teknik riskler atlatilmis olarak, tum fonksiyonlari (insai, elektrik ve mekanik) isler vaziyette,ve isveren tarafindan is kabul akti imzalanacak kalitede bitirilmesi bir basaridir. tum dunyada hala bir meslek mi, uzmanlik alani mi oldugu tartisilmaktadir. kimileri x meslek disiplinini ve egitimini almis kisiler proje yonetim bilgisini donanarak proje yonetim yetisi kazanabilir ve proje yoneticisi olabilir savini desteklerken, kimileri hayir proje yonetim metodolojisi bir meslek olarak ogrenilmesi gereken ve daha sonra is sahasi ne olursa olsun (insaat,otomotiv,yazilim,savunma sanayii vs) ona uygulanabilen bir meslektir tezinde diretir.

Gantt Çizelgesi:

Proje yönetimi mesleginin olmazsa olmaz edevatlarindandir. kritik yolu hesapladigi icin onlem alip bazi tasklari hizlandirmazsaniz projenizin neresinden patlayacagini size alenen gosterir. zira kalem vardir yari yariya cabuklastirsaniz milestone’a zerre etkisi olmaz, kalem vardir 2 gun gecikse binlerce ya da milyonlarca dolar zarar edersiniz. bir de ekurisi vardir bunun pert cizelgesi diye ama o pek kullanisli degildir.

PERT:

– turkiye deki rejoice sampuaninin amerika da ismi.
– otomobil cesedi.

Microsoft Project:

Bilgisayarla alakaları, yalnızca maillerini kontrol etmek, word ve excel dosyalarını açmakla sınırlı olan daha yaşlı başlı mühendisler (ki bunlar proje müdürüdür genelde) bilgisayar kullanabilen tüm genç inşaat mühendislerinin default olarak bildiklerini sandıkları, daha da kötüsü bilmesede biraz kurcalayınca çözeceklerini sandığı bir karışık program

pm: sen ms project ya da primevera kullandın mı daha önce

ra: hayır abi kullanmadım. bilmiyorum ben proje mühendi….

pm: tamam oğlum çok zor değil zaten, biraz kurcalayınca sökersin.. al şu iş için bir hazırlayıver bakayım.

ra: abi bu işi bir bilenin yapması gerekir ama. şimdi bu biraz karışık bik bik..

pm: yok yok değil, sen bir hazırla ben bakayım. zaten karışık bişey istemiyorum

ra: abi vakit alır, kurcalamayla yapabilirmiyiz bil…

pm: sen hele bi bak

sonra kendinizi gecenin bir yarısında “haa şu tuşa basınca ne oluyormuş.. anaa kaydı lan.. hay allah. tüh ki tam tüh… ühü ühü” derken bulursunuz.

Kaynak: www.eksisozluk.com

Detaylı Planlamanın Önemi

Proje Yöneticisinde olması gereken özellikler aşağıda göreceğiniz maddelerdir. Bunlar;

  • Liderlik
  • Motive Etme
  • İletişim Becerileri
  • İkna Gücü
  • Problem Odaklı olma, vs.

Bunların hepsine sahip olduğunuzu varsayalım ama ortada plan yok.

Projeniz için farklı departmanların yöneticilerinden kaynak talep ettiniz.

Size ilk sorulacak soru: Bizim departmandan hangi zaman dilimi için, hangi özellikte ve kaç kişi istiyorsun?

Vereceğiniz cevap: “Ama ben liderim” olamaz tabiki.

Böyle bir soru karşısında tatmin edici cevap veremezseniz istediğiniz kadar lider olun… anlamsız.

Proje Yöneticisi beşeri özelliklere sahip olsa da eğer elinde detaylı bir plan yoksa projesi için gerekli desteği alamaz.

Peki bu detaylı planın alt başlıkları nelerdir?

1 – Zaman Yönetimi çıktısı Gantt Diyagramı
2- Maliyet Yönetimi çıktısı Nakit Akışı
3- Kalite Yönetimi çıktısı Kalite Yönetim Planı
4- İnsan Kaynakları Yönetimi çıktısı İnsan Kaynağı Histogramı
5- İletişim Yönetimi çıktısı İletişim Yönetim Planı
6- Risk Yönetimi çıktısı Risk Yanıtlama Planı
7- Satın alma Yönetimi çıktısı Satınalma Yönetim Planı

Detaylı bir proje planı  paydaşları tatmin etmek ve projeye destek almak için ikna edici olur.

Çatışma Yönetimi Üzerine…

Çatışma iyi bir şeydir. Eğer çatışılan konu işle ilgiliyse…

Fakat çatışma bireyselliğe dönüştüyse işte o zaman çatışan kişiler, sadece kendilerine değil iş ortamına da kendileri farketmeden zarar verirler. Sıcakkanlı bir millet olmamızdan dolayı genellikle işle ilgili çatışmalar, bireyselliğe kısa zamanda döner…

Çatışmanın bireysel hale dönüşmesini önlemek için aşağıdaki konulara dikkat etmek faydalı olabilir.

  • Çatışmanın çıkmasını olabildiğince baştan önlemek için bireysel ilişkilere dikkat edin.
  • İnsana değil, probleme saldırın.
  • Yapılacak işlere odaklanın.
  • Etkin iletişim için çevrenizdekileri cesaretlendirin.
  • Problemin kaynağını bulun.
  • Çatışma halinde olan taraflara savunmaları için gerekli ortamı yaratın.
  • Tarafları etraflıca dinleyerek, çatışmanın çözümü için adım atın.
  • Sevilen ve yardımsever olun.
  • Çatışmanın kangrene dönüşmesini engelleyin.
  • Eğer mümkünse ortak paydada birleştirin veya birleşin.
  • Aktif dinlemeyi unutmadan etkin iletişime önem verin.

MS Project'in Tarihsel Gelişimi

Microsoft Project, proje yöneticilerine aktiviteleri, kaynakaları ve atamaları planlamaları ve gerçekleşmeleri takip etmeleri için Microsft’a destek veren bir firma tarafından DOS ortamında geliştirilmiş bir yazılımdır. Microsoft 1985 yılında yazılımın tüm haklarını satınalmış ve DOS’ta 2. ve 3. versiyonlarını 1985 ve 1986 yıllarında yayınlamışlardır. İlk Windows versiyonu 1990 yılında geliştirilmiştir.
Microsoft Project, Windows tabanlı geliştirilen üçüncü yazılım olmuştur çok kısa zamanda proje yöneticilerinin ağırlıklı olarak kullandığı bir program haline gelmiştir. Her ne kadar Microsoft Office ailesinin bir üyesi gibi tanıtılsa da hiç bir zaman Office ürünleri paketine dahil olmamıştır.. Şu anda da Standard and Professional olmak üzere iki farklı sürümü piyasada bulunmaktadır.
Microsoft Project, 1992 (v3), 1993 (v4), 1995, 1998, 2000, 2002, 2003 and 2007 yıllarında ek özellikler kazanarak, kullanıcılara sunulmuştur.
Özellikle 2000’den sonraki versiyonları Microsoft Project Server’ın gelişimiyle, internet ve intranet üzerinden proje yönetmeye imkan veren özelliklere kavuşmuştur.

Kelimelerin Kökeni

Project
Proje kelimesi Latin’cedeki “projectum” kelimesinden gelmiştir. Bu kelimenin de kökeni “proicere” – “bir şeyi ileriye atmak” anlamındadır. Pro- ön takısı ise “bir şeyin öncesindeki” anlamına gelmektedir. bu takı Yunanca’daki “πρό” ön takısıyla paralellik gösterir. Bu durumda Project kelimesi Öne Atılmak, İleri Atılmak anlamına gelmektedir.

Manage
Latince’deki “manus” (el) kelimesinden türeyen bu terim İtalyanca’daki “maneggiare” (elde tutmak – özellikle bir atı), Fransızca’daki “mesnagement (daha sonra ménagement) “, İngilizce’de de “management” ifadesi 17. ve 18. yy. da kullanımı yaygınlaşmıştır. Mary Parker Follett (1868–1933) 20.yy’ın başında yayınladığı bir kitapta “insanlar aracılığıyla bir şeylerin yapılabilmesi sanatıdır” demiştir.

Kaynak Maliyetlerinin Artması

MS Project’te kaynakların belirli dönemlerde artacak maliyetlerini planın içine yansıtmak gerekebilir.

View menüsünden Resource Sheet görüntüsünü açtıktan sonra herhangi bir kaynağa iki kere tıklayarak, Task Information penceresine ulaşırsınız. Bu alanı aşağıdaki gibi doldurursanız, zamları tanımlamış olursunuz.

Eskişehir – Bilecik Arasında Gidip, Gelen Hasta Adam

Babamın anlattığı bu hikaye ne zaman aklıma gelse kendi kendime gülümserim ve arkadaşlarımla birlikte olduğum toplantılarda anlatmaktan çok hoşlanırım.

Yıllar önce babam, Bilecik’te elektrik direklerinin dikildiği bir şantiyede şef olarak görev yaparken bir ustası varmış. Adamcağız, bir sabah uyanmış ki çok kötü hasta. Ateşi yüksek, başı dönüyor, midesi alt üst durumda… felaket bir halde… Sabahleyin, babamın yanına gidiyor ve “ben hastayım, evim de Bozüyük’de, evime gideyim de 1-2 gün dinleneyim. İyileşir, iyileşmez dönerim” diyor. Tabi babam da izin veriyor. Adamcağız, Bilecik’ten Eskişehir’e giden minibüse biniyor, arada Bozüyük’de inecek… Böylece 1 – 1,5 saatlik Bozüyük yolculuğuna başlıyor. (Aslında Bozüyük – Bilecik arası normal arabayla 45 dakika mesafedir ama minibüs dura kalka gittiği için yol şartlarından dolayı da 1,5 saate yakın yolun sürdüğü olur) Yalnız, ustabaşımız hasta olduğundan muavine “eğer uyursam beni mutlaka Bozüyük’de indir” diye de tembih ediyor. Daha sonra da başını oturduğu koltuğun başına yaslıyor ve hastalığın etkisiyle de derin bir uykuya dalıyor. Aradan epey bir zaman sonra minibüsün durduğunu farkederek, gözünü açıyor ve ne görsün! Minibüs Eskişehir otogarına park etmiş, beklemekte… içeride kendisinden başka kimse yok. Adam hemen muavini bulup, çıkışıyor”niye beni Bozüyük’de uyandırmadın” diye. Muavin sus, pus. Neyse, adamcağız ne yapsın tabi, ayakta duracak hali yok, yine aynı minibüse binip, yine muavine binbir tembihte bulunuyor ve yine başını koltuğa koyup, derin bir uykuya dalıyor. Aradan uzun bir zaman geçip de gözünü açtığında yine ne görsün, minibüs bu sefer de Bilecik otogarına kadar gelmiş. Artık muavine söylecek bir şey yok. Adam binbir kızgınlıkla şantiyenin yolunu tutuyor. Şantiyeye geldiğinde zaten akşam olmuş ve çalışanlar hareketli geçen bir günün ardından akşam yemeğine oturmuşlar. Babam, ustabaşını karşısında görünce iyileştiğini düşünüyor. Tabi adamcağız, başına gelenleri anlatınca herkes basıyor kahkahayı.

O ustabaşının denk getiremediği Bozüyük’ten ne zaman geçsem bu komik hikayeyi hatırlarım.

Microsoft Project Kendi Kendine Öğrenmek mi yoksa Eğitim Almak mı?

Bana Gelen Bir E-Mail Şöyle Diyordu: Şirketimiz, Microsoft Project Server kullanmaya başlıyor. Departman yöneticimiz beni MS Project ile ilgili bir eğitime göndermeyi düşünüyor. Kendi kendime öğrendiğim ve uzun zamandır da kullandığım MS Project için bir eğitim sizce gerekli midir?

Cevabım Şu Şekilde oldu: MS Project’in eğitimini ürünü doğru kullanmak için almanızda fayda var. Pek çok sınıfta özellikle IT kökenli katılımcılar başlangıçta MS Project’in eğitimine geldikleri için bir sıkıntı duyarlar; Çünkü kullandıkları çok gelişmiş yazılımların yanı sıra MS Project oldukça basit bir program gibi gözükmektedir fakat eğitimin sonunda düşünceleri tamamen değişmiş olarak ayrılırlar.

MS Project’i kendi kendine öğrenen birisinin düştüğü hatalar aşağıda sırlanabilir.

  1. Seçenekler (Options) özelliklerini tanımama ve projelerle ilgili yorumlarda eksiklikler.
  2. Takvim kullanımında tanımlama hatası ki çoğu zaman proje süre bilgisinin yanlış çıkmasına sebep olmaktadır.
  3. Aktivitelerin başlangıç ve bitiş tarihlerini doldurmak.
  4. Yönetilmesi mümkün olmayacak detayda iş kırılım yapısı kurgulama.
  5. Kaynakların aktivitelere atanmasında MS Project’in hesaplarını doğru anlayamama ve doğal olarak kaynak ihtiyacını doğru belirleyememe.
  6. Aktivitelere kaynakları tam zamanlı atama ve kaynakların gereksiz yara fazla yüklenmesine sebep olma.
  7. Göstermelik proje planı hazırlama fakat takibi MS Project ile yap(a)mama.
  8. Gerçekleşmeyen aktivitelerin yeniden planlanmaması
  9. Planlama-Gerçekleşme ve Kontrol fonksiyonu yerine bir zaman sonra projede yapılan işlerin kaydının tutulduğu bir yazılım olarak MS Project’i kullanma.

Yukarıdaki kullanım biçimleri MS Project’in potansiyelinin çok azının kullanılmasına sebep olmaktadır. Microsoft Project diğer Office ürünleriyle eşdeğer tutulmamalıdır. Proje Yönetimi açısından geliştirilmiş metodlara (belirli bir sırada ve yöntemle) göre veri girilmesi gerekmekte ve bu sayede doğru sonuçlara ulaşmak mümkün olmaktadır. Bu yüzden eğitimlerde;

  • Veri işleme sırası,
  • Yazılımın arkasındaki proje yönetimi kavramı,
  • MS Project’in kapasitesi,
  • Zaman ve kaynak planlamada esas alınacak yöntemler,
  • Projelerin planlanmasının yanısıra takibi ve kontrolünün nasıl gerçekleşeceğinin belirlenmesi.

gibi konularda bilgiler aktarılmaktadır.

Planlarken Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

İçinde bulunduğum sektörden dolayı, proje çalışmalarıyla ilgili pek çok proje yöneticisinden farklı biçimlerde geri bildirimler topladım. Bu deneyimleri bu sayfalarda paylaşmak yeni proje yoneticileri için faydalı olacaktır, diye düşünüyorum.Aldığım geri bildirimleri hakkında aslında onlarca kitap veya makale vardır fakat benim kaleme aldıklarımın milli özelliklerimizden de kaynaklandığını söyleyebilirim.

1- Yazmaktan Kaçınma: Proje Yöneticilerinin %90’ı proje yönetiminde dokümantasyonun ne kadar önemli olduğunu bilmelerine rağmen yine aynı oranda kişi bunun bütün proje çalışanları tarafından yapılamayacağını savunmaktalar.

Günlük yapılan işlerle ilgili bilgilerinin proje yöneticisine aktarımı, problemlerin ve çözüm yöntemlerinin kayıt altına alınması gibi değer yaratmadığı düşünülen işler, hep bürokrasi olarak görülmekte…

Bence yazmaya karşı olmamızın arkasında okumayı sevmeme özelliğimiz var. Okumayı sevmeyen bir toplum, yazmaya da sıcak bakmıyor. Halbuki yazarak, gelecekteki pek çok proje yöneticisine adayına eşi bulunmaz bir kaynak bırakmış oluruz.

2- Bilgilerin Bireyde Kalması: İyi bir dokümantasyon olmayınca yapılan proje çalısmalarına dair bilgilerin eksikliği kaçınılmaz olur. Bilgiler tam olsa dahi proje kayıtlarının belirli bir disipline göre oluşturulması, daha sonra o projeyi inceleyecek olanların okumasını kolaylaştırır.

Bu duruma ek olarak, proje bilgilerinin de şirkete ait ortak bir kütüphanede tutulması kurumsallaşmanın en önemli kuralıdır. Fakat gelin görün ki proje yöneticilerine “proje bilgilerini ortak tuttuğunuz bir merkez (Proje Ofisi) var mı yoksa herkes proje bilgilerini kendi bilgisayarında mı tutuyor?” diye sorduğumda “biz genelde aklımızda tutuyoruz” şeklinde cevaplar alıyorum. Tabi bu yüzden firma hep bireylere muhtaç kalıyor ve kurumsallaşamıyor. Benzer hatalar tekrar tekrar yaşanıyor. 2-3 sene önce bir proje başarısız olmuş ise bunun sebepleri bilinemediğinden şirkete yeni gelenler aynı hataları yaşayarak, başarısızlığa ilerliyor ve şirket kaynakları boşa harcanmaya devam ediyor.

Burada kendi düşüncem olarak bir konuyu paylaşmak isterim; Millet olarak tembel olduğumuzu asla söyleyemeyiz, söyleyenlere de kesinlikle karşıyım hatta çok çalışkanız, projeleri zamanında bitirmek için sabahlıyoruz, Cumartesi, Pazar’ımızı şirkette geçiriyoruz… ama bizim en büyük sorunumuz verimsiz çalışmak, geçmişten ders almadan aynı hataları tekrar tekrar yaşayarak hem zamanımızı hem de kaynaklarımızı heba ediyoruz. Verimsiz çalışmamıza sebep olan bir diğer hatamız da proje hedeflerimizi koymayı bilmiyoruz. Hedefi tüm açılarıyla değerlendirmeden, aklımıza geleni direk hayata geçirmek için işe girişiyoruz. Zaman ilerleyince işin farklı boyutları olduğunu anlayıp, bu ana kadar yaptığımız pek çok işin gereksizliğini fark ediyoruz.

Çalışkan olma özelliğimize aslında doğru hedef koymayı ve planlama alışkanlığını da eklesek, kaynaklarımızdan alacağımız verim kat ve kat artacaktır.

3- Projelerin Başarısızlığının Arkasında Gerçekçi Olmayan Hedefler de Vardır: Konuştuğum proje yöneticilerinin pek çoğunun atladığı en onemli konunun bu olduğunu düşünüyorum. Proje yöneticilerimiz işlerin içine çok girdiklerinden olsa gerek üst yönetimin isteklerinin aslında eldeki kaynaklarla mümkün olmadığını görememeye başlıyorlar.

İlginç olan şu; bu mümkün olmayan isteği yerine getiremediklerinde de kendilerini başarısız olarak kolayca kabulleniyorlar. Bir proje yöneticisi anlattığı bir hikayede şöyle diyor: “Üst yönetimin isteğini ancak 6 ayda yapabileceğime dair bir plan oluşturdum ama yönetim o işin 2 ayda bitmesini istedi. 2 ay sonra projeyi bitirdik ve iç müşteriye teslim ettik.” Sonrasını şöyle anlatıyor, proje yöneticisi: “Kendi departmanımızdan iki kişiyi o iç müşterimizin yanına yolladık. O iki kişi bir sene boyunca yaptığımız ürünü düzeltmek için uğraştı. Kısa sürede bitti ama kalite tamamen rafa kaldırılmıştı. Bu da aslında, başta planladığımız maliyetlerin daha fazla olmasına sebep oldu.”

4- Bitiş Zamanına Göre Yapılan Planlar: Yukarıdaki “Gerçekçi Olmayan Hedefler” hatasının üzerine Proje Yöneticilerinin de yaptığı önemli bir planlama hatası karşımıza çıkıyor. Bu hata proje yöneticilerinin üst yönetimden gelen bitiş zamanını (deadline) dikkate alarak, yaptıkları planlama çalışması hatası.

Proje yöneticileri proje aktivitelerini Gantt diyagramı üzerinde göstermek amacıyla ya Excel ya da MS Project gibi programları kullanarak plan yapmaya çalışırlar. Bu çalışma esnasında aktiviteler öncelikle tek tek çıkarılır ve işlerin sırasının nasıl olacağı düşünülerek, bu aktivitelerin sürelerini Proje Bitiş Tarihini (deadline) aşmayacak biçimde plan yaparlar. Eğer olur da aşarsa, en uzun gözüken aktivitelerin sağından solundan kırparak Proje Bitiş Tarihine uygun hale getirilir.

Bu çalışmalar ilginç plan görüntülerinin oluşmasına sebep oluyor çoğu zaman; Örneğin projenin başındaki aktiviteler uzun Bitiş Tarihine yaklaştıkça aktivitelerin boyları kısalmış veya bir aktivitenin süresinin kısalması mümkün olmamasına rağmen sırf proje Bitiş Tarihine denk gelsin diye sıkıştırılmış aktivite grupları oluşturulmuş.

Doğal olarak, böyle bir planla projeye başlayınca o kısa çizilen aktiviteler de ileriki günlerde uzamaya başlar. İşin kötü yanı, proje yöneticileri bu iki tarih arasına aktiviteleri sıkıştırırken bunu tamamen üst yönetimin onayından geçirmek adına yaparlar. Çünkü proje yöneticileri, eğer (üst yönetim tarafından belirlenmiş) Bitiş Tarihini geçen bir planı üst yönetime sunsalar, bunun onaydan geçmeyeceğini bilirler. Bu yüzden geçekçi planlar yerine iki tarih arasına sıkıştırılan planlar ortaya çıkar.

Halbuki, proje yöneticisinin görevi proje yönetimi araçlarını etkin bir şekilde kullanarak, gerçekçi bir plan ortaya çıkarmak ve bu planı kullanarak, üst yönetimi ikna etmektir. Karar vericiler de bilmelidir ki eğer bu gerçekçi plandan daha kısa bir süre hedefleniyorsa bu ya maliyetleri, ya kapsamı ya da kaliteyi etkileyecektir. Doğru plan yapmak proje yöneticisinin, alternatiflerin içinden seçim yapmak üst yönetimin sorumluluğunda olmalıdır.