Neden Terfi Alamıyorum ve Yöneticiliğe Nasıl Geçerim?

terfi almak

Aslında, proje yönetimi ağırlıklı içerikler üretiyorum, ancak eğitim ve danışmanlık çalışmalarım nedeniyle yıllardır insanların kariyer gelişimlerinin nerede hızlandığını, nerede tıkandığını da yakından gözlemliyorum. Bu yazı, hem bu gözlemlerime hem de üst yönetimlerle yaptığım görüşmelerden çıkardığım sonuçlara dayanıyor.

Bu yazının ana sorusu şu: İşinde çok iyi olan biri neden terfi alamaz ve yöneticiliğe geçmek için hangi kasları geliştirmelidir? Çünkü çoğu zaman mesele “yetersizlik” değil; tam tersine uzmanlığın sizi aynı koltuğa görünmez şekilde sabitlemesidir. En zor işleri çözersiniz, kritik anlarda adınız söylenir… ama terfi listesinde yine bir başkası vardır.

Bu noktada önemli bir ayrım var: Yöneticilik, yaptığınız işin bir üst seviyesi değil; ayrı bir meslektir. Bu nedenle “analiz yapan uzman” modundan “karar üreten lider” moduna geçişi bilinçli yönetmek gerekir. Bu yazıda temel çerçeveyi özetliyorum; örnekler ve uygulama adımlarının detaylarını aşağıdaki videoda daha kapsamlı biçimde anlattım.


En iyi performans, en iyi yönetici demek değildir

Şirketler genelde mevcut rolde en iyi performansı gösteren kişiyi terfi ettirmeyi doğal görür. Ancak bir rolde mükemmel olmak, yönetici rolünde de mükemmel olacağınız anlamına gelmez. Hatta bazı durumlarda sistem size bağımlı hale geldiği için, “fazla iyi uzman” olmak sizi bulunduğunuz yere kilitleyebilir.

Uzmanlığın bedeli: Esneklik kaybı

Uzmanlık güç verir, fakat bazen düşünme esnekliğini azaltır. Yönetici seviyesinde ise tek “doğru” yerine sürekli ödünleşme (trade-off) vardır. Bu yüzden “en doğru çözüm” arayışından “şu an için en doğru tercih ne?” sorusuna geçmeniz gerekir.

Analiz sunmak başka, karar üretmek başka

Uzman “nasıl çözeriz?” diye başlar; yönetici ise önce “bunu şimdi çözmeli miyiz?” diye sorar. Etki, öncelik, risk ve zamanlama değerlendirilir. Çünkü belirsizlikte %100 veriyle karar pek mümkün değildir; karar almak ve arkasında durmak yöneticiliğin özüdür.

“Vazgeçilmez” olmak kariyer hapishanesine dönüşebilir

Bir işi sadece siz yapabiliyorsanız bu sizi değerli kılar, ama aynı zamanda terfiyi zorlaştırabilir. Liderlikte hedef, işi kişiden bağımsızlaştırmaktır: süreç, standart, dokümantasyon, yetiştirme ve devir.

“Ben yaparsam daha hızlı olur” cümlesinin maliyeti

Kısa vadede doğru gibi görünse de uzun vadede ekibin büyümesini engeller ve sizi ölçekleyemez hale getirir. Yetkilendirme, yalnızca iş vermek değil; alan açmak, öğrenmeyi hızlandırmak ve bağımlılığı azaltmaktır.

Terfi yolunda kritik beceri: Etkiyi görünür kılmak

Sessizce çok çalışmak sizi güvenilir yapar ama terfi için çoğu zaman yetmez. Yönetim detayla değil etkiyle ilgilenir. Bu yüzden “raporu bitirdim” yerine “şu riski azalttık, şu kararı hızlandırdık, şu maliyeti önledik” demeyi öğrenmelisiniz. Ben buna hep şöyle derim: “Çalışan mı yükselir, sunan mı yükselir?”


Son söz

Özetle: Yönetici olmak uzmanlığın doğal ödülü değildir; yeni bir mesleğe geçiştir. Kişisel başarıdan ekip başarısına, detaydan etkiye, analizden karara geçiş gerekir.

Bu yazıda ana çerçeveyi paylaştım; konunun örnekleri, pratik şablonları ve adım adım uygulama planının detayları aşağıdaki videoda yer alıyor. Videoyu izleyip, kendi kariyer yolculuğunuzda yaşadıklarınızı yorumlarda paylaşırsanız sevinirim.