PMP Olunca Bizi Bırakıp Gidecek mi Bu Çocuk?

Kendimi tanıtayım: Ben bir yöneticiyim. Ekip yönetiyorum, hedef koyuyorum, strateji geliştiriyorum. Ama son zamanlarda, küçük ama huzur kaçıran bir şüphe beynimi kemiriyor:

“Bu bizim Ahmet, gizli gizli PMP sınavına çalışıyor galiba…”

Başta önemsemedim. “Gelişim göstermek istiyor çocuk,” dedim. “Sertifika almak istiyor, ne güzel…” Ama zamanla bazı şeyler dikkatimi çekti. Toplantılarda “deliverable”, “scope creep”, “stakeholder management” gibi kelimeleri kullanmaya başladı. Göz göze geldiğimizde, sanki bir şey saklıyormuş gibi davranıyor. Kahvesini içerken bile MS Project ekranına kaçamak bir bakış atıyor.

Ve sonra bir gün… tesadüfen yazıcıdan “PMP Question Set by Gökrem Tekir, PMP® ” başlıklı doküman bastırdığını gördüm.

İşte o an içimde bir kıyamet koptu:

“Bu çocuk PMP oluyor! Hem de bizden habersiz!”


Peki Bu Neden Kafama Takıldı?

Ben kötü biri değilim. Çalışanlarım gelişsin, kariyerlerinde ilerlesin isterim. Ama bir yandan da, ekip kurmuşuz, omuz omuza savaşmışız, o yoğun deadline’ları birlikte geçmişiz. Şimdi çocuk PMP olacak, sonra ne olacak?

LinkedIn profilini güncelleyip, bir de ‘Open to Work’ mü diyecek?

Yoksa ‘Artık ben proje yönetirim, operasyona bakamam’ mı diyecek?

Ya da önceki sprint retrospective’te “bize sahip çıkılmıyor” diyen oydu da, şimdi gidip başka takıma mı katılacak?”

İnsan işte… Duygusal. Bir yandan gururlanıyorum, bir yandan da “bizi bırakacak mı?” korkusunu yaşıyorum.


PMP Ne Demek, Ne Değil?

Araştırmaya başladım. PMP neymiş bakalım… Meğer iş öyle kolay değilmiş. 35 saatlik eğitim, kapsamlı bir sınav, bilgi alanları, süreç grupları, çevik, yarı-çevik, hibrit yöntemler falan…

Kendi kendime düşündüm:

“Bu kadar çalışan, bu kadar efor harcayan biri, gerçekten ayrılmak istiyor olsaydı, patronuna bunu neden söylemesin ki? Belki de sadece kendini geliştirmek istiyordur?”

Sonra biraz daha düşündüm…

“Yok yok, kesin gidecek bu. Gelişmek isteyen insan kalmaz. Kalıp geliştikçe sistemle çatışır.”


İşte Tam Bu Noktada Kendi Çelişkilerimle Yüzleştim

Ben bir yönetici olarak yıllardır toplantılarda “inovasyon”, “gelişim”, “yetkinlik artışı” diyorum. Çalışanlarıma “kendinizi geliştirin, sürekli öğrenin” diye telkinde bulunuyorum. Ama iş gerçekten öğrenmeye, gelişmeye geldiğinde, içimden bir ses “aman ha çok da gelişme, sonra kaçar gidersin” diyor.

Bu nasıl bir çelişki?

“Sen hem ‘geliş’ diyorsun, hem de gelişince güvenmiyorsun.”

İşte bu içsel sorgulama beni başka bir noktaya getirdi.


Asıl Korkum Ne?

Aslında korkum şu:

Ahmet PMP olunca ben sorgulanacağım. O sınavı geçince, belki benim eksik yöneticilik becerilerim daha görünür olacak. Belki süreçleri daha iyi biliyor hale gelecek. Belki bazı şeyleri sorgulayacak.

Ve belki… haklı çıkacak.

“Bu projede net bir tanım yapılmamış.”

“Risk kaydı tutmadık, o yüzden bu başımıza geldi.”

“Paydaş haritası yoktu, bu yüzden iletişim kopuktu.”

Bunları bir çalışan söylese, “bilmişlik” olur. Ama PMP olan biri söylerse… adam belgeyle konuşuyor.

İşte sanırım en çok bundan korkuyorum.

Bir Yandan da Gurur

Ama bir yandan da kıymetini biliyorum. Ekipten birinin PMP olması, takımın kalitesini artırır. Belki diğerlerine örnek olur. Belki içimizden birinin dışarıdan doğrulanmış yetkinliğe sahip olması, müşterilerle görüşmelerimizde avantaj sağlar.

Düşünsene, müşteri arıyor ve diyoruz ki:

“Bu projeyi yöneten arkadaş PMP sertifikalı.”

Boom! Güven %50 artar.


Sonra Şunu Dedim Kendime:

“Yahu, bu çocuk gidiyorsa bile, güzel ayrılacak. Şirketin adını iyi anacak. Belki dışarıdan destek verecek. Belki başka bir gün, başka bir pozisyonda yollarımız yine kesişecek.”

İnsanı kaçıran gelişim değil, gelişime izin vermeyen ortamdır.


Ve Sonunda Ne Yaptım?

Ahmet’i çağırdım. Dedim ki:

“Bak oğlum, sen PMP’ye çalışıyorsun değil mi?”

Gözleri büyüdü. Önce inkar etti, sonra kabul etti. “Evet müdürüm, ama işime yansıtmadım, akşamları çalışıyorum,” dedi.

Ben de şöyle dedim:

“Aferin. PMP sertifikası kolay değil. Destek gerekiyorsa, eğitim bütçesi gerekiyorsa, söyle. Hem şirkete katkı olur hem sana.”

Ahmet’in yüzü o an aydınlandı. Gözlerinde bir saygı parıltısı belirdi. “Gerçekten destekler misiniz?” dedi.

Ben de dedim ki:

“Evet, desteklerim. Çünkü ben sadece yönetici değilim, aynı zamanda yol göstericiyim.”

Sonuç?

Ahmet şu anda PMP sınavına hazırlanıyor. Arada gelip süreçlerle ilgili bana sorular soruyor. Ben de öğreniyorum, güncelleniyorum. Hatta kendime de bir hedef koydum: Bu yıl içinde ben de bir PMP’ye başvuracağım.

Bazen çalışanına güvenmek, sadece onu değil, seni de geliştirir.

Ve unutmayın:

İyi insanlar, sadece iyi fırsatlara gider. Siz o fırsatı yaratmazsanız, başkası yaratır.


İşte böyle sevgili meslektaşlarım.

Eğer bir çalışanınız gizli gizli PMP çalışıyorsa, paniklemeyin.

Onunla konuşun, destek olun.

Çünkü gelişmek isteyen bir çalışan, aslında size en çok değer katan kişidir.

Sanal Ekipler

Günümüzde birçok proje ekibi, farklı yerlerde bulunan birden çok üyeye sahip sanal ekiplerdir. Sanal ekipler, yüz yüze görüşmeye çok az zaman ayırarak veya hiç zaman harcamadan rollerini yerine getiren ortak bir amacı olan bir grup insan olarak tanımlanır.

Sanal ekipler, yüksek becerilere sahip ekip üyelerini daha düşük maliyetlerle bulmak için fırsatlar yaratır ve projenin ulaşım ve konaklama masraflarından kurtulmasına imkan verir.

Ayrıca, sanal ekip kullanımı artıkça engelli insanlar için iş yapma imkanları da artmaktadır. Bu yüzden, istihdamı artırmak için çok önemli avantajları vardır.


Sanal ekipler, yüz yüze iletişimi kolaylaştırmak, dosyaları depolamak ve paylaşmak, etkili tartışmalar yönetmek ve ve ekibin takvimini takip etmek için teknolojik çözümlerden yararlanmalıdır.

Sanal ekipler, şeffaflığı artırmak, işbirliğini teşvik etmek, görevlerin durumunu takip edebilmek için bilgi radyatörlerinden yararlanırlar. Bilgi Radyatörleri, herkesin en son bilgileri hızlı bir şekilde görebilmesi için oldukça görünür bir konuma yerleştirilen görsel ekranlar için kullanılan genel bir terimdir. Kanban veya Scrum Panoları örnek olarak verilebilir. Bu yapıda çalışan Trello.com gibi web siteleri de örnek olarak verilebilir.

Sanal ekip üyeleri coğrafi olarak farklı konumlarda olduğu için aşağıdaki zorluklarla karşılaşmak söz konusudur.


• Ekip ruhu ve işbirliği duygusu sağlamanın yollarını bulmak zor olabileceğinden, bağ ve ekip ruhu oluşturmak zor olabilir.

• Ekipler yüz yüze görüşemediği için iletişim ve bilgi paylaşımının çeşitli teknoloji türlerine dayanması gerekir.

• Ekipteki herkesin birbirine güvenilir bir şekilde bilgi iletebilmesi ve bilgilere erişebilmesi için elektronik ortamdaki işbirliğini yönetmek zor olabilir.

• Dağınık bir ekipte roller, raporlama ve performansı izlemek daha zor olabileceğinden, bireysel performanslar gözden kaçabilir.

• İletişimde vücut dilinin etkisi %50’den fazladır. Sanal ekiplerde iletişim hatalarının daha fazla yaşanması yüz yüze iletişime göre daha sık karşılaşılan bir durum olabilir.

• Sanal ekip üyelerinin bulundukları ortamlardaki dikkat dağıtıcı faktörleri ortadan kaldırmak, proje yöneticisinin kontrolünde olamayacağından ekip üyelerinin performansını doğru değerlendirmek mümkün olmayabilir.

• Sanal ekip üyeleri arasındaki saat farklılıkları, ekip performansını olumsuz etkileyebilir.

• Teknik yanı yoğun projelerde yer alan sanal ekip üyeleri farklı ölçü birimlerini (ağırlık, uzunluk gibi) gündelik hayatlarında kullanıyor olabilirler; Bu tip projelerde iletişim esnasında ölçü birimleri üzerinde farklı algılar veya yanlış anlamalar oluşabilir.

Proje Paydaşları

Bir projenin paydaşları, adından da anlaşılacağı gibi, projede ve çıktılarında pay sahibidir. Proje Yöneticisinin paydaşları tanımlayabilmesi, paydaş katılımını planlayabilmesi, paydaşları yönetebilmesi ve paydaş katılımını izleyebilmesi gerekir.

Paydaş, bir proje, program veya portföyün bir kararından, faaliyetinden veya sonucundan etkilenebilecek, bunları etkileyebilecek veya etkilendiğini algılayabilecek bir kişi, grup veya kuruluştur. Paydaşlar proje çalışmasına aktif olarak dahil olabilir veya olmayabilir ve bir kararı, bir faaliyeti veya bir projenin sonucunu etkileyebilir veya bunlardan etkilenebilir.

Paydaşlar bir projede çeşitli roller ve sorumluluklar üstlenirler. Proje boyunca paydaşların etkisini ve katılımını yönetmek, bir projenin sonuçları ve başarısı üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.

Paydaşların çatışan çıkarları, ihtiyaçları, öncelikleri ve görüşleri olabilir. Projenin sonuçları için birbiriyle çelişen vizyonları olabilir, bu nedenle bunları dikkatli bir şekilde yönetmek proje yöneticisinin rolünün önemli bir parçasıdır.

Proje yöneticileri, bir projenin iç ve dış paydaşlarını mümkün olduğunca erken belirlemeli, ihtiyaçlarının neler olduğunu öğrenmeli ve proje parametrelerinin ve başarı kriterlerinin belirlenmesine katılımlarını sağlamalıdır. Projenin başında bir fikir birliğine varmak zor olsa da, yalnızca bir kişinin ihtiyaçlarının karşılanmadığını veya yanlış anlaşıldığını sonradan öğrendiğinizde proje başarısızlığa sürüklenebilir veya değişiklik isteklerinden dolayı maliyetlerin kontrolsüz artmasına sebep olabilir.

Yeni PMP Eğitimi – İlk Ders Videosu ve Eğitim Detayları

1 Aralık 2020’de YENİ SİSTEME GÖRE PMP Hazırlık açık kursumuz başlıyor.

Kayıt için: info@projeyonetimi.com

Ders Süresi:

Videolu anlatım süresi 21 saat 18 dakika

Eğitmenle yapılacak toplantı süresi toplamı 35 saat 30 dakika

Toplam 56 saat 48 dakikalık bir eğitim içeriği mevcuttur.

Soru Setleri Hakkında

Konu aralarında 39 adet Quiz, Bölüm sonlarında 5 adet Deneme Sınavı, Son 4 gün 4 adet 200’lük Final Sınav vardır.  Böylece, 1162 adet soru paylaşılacaktır.

Sınavlar

Katılımcılar 5 Bölüm Sonu Sınavına ve 4 Final Sınavına girmek zorundadır. Ad ve soyadlarını kimliklerinde gözüktüğü şekilde doldurmaları zorunludur.

Üyelik Sistemi:

Üyelik sistemi çerçevesinde videolu anlatımlara ulaşma ve tüm sınavlara bir sene boyunca girebilme imkanı vardır.

Sertifika:

5 adet Bölüm Sonu Sınavı (%30 etkilidir) ve 4 adet Final Sınavına(%70 etkilidir) giren katılımcı toplamda %70 başarı sağlaması halinde sertifika verilecektir.

Programa Kayıt ve Derslerin İşleniş Şekli:

  1. Katılımcı İstanbul Kurumsal Gelişim’den bir senelik üyelik alır.
  2. İKG Eğitmeni, katılımcıyı Google Classroom üzerinden online sınıfa dahil eder.
  3. PMI’ın paylaştığı dokümanlara katılımcının ulaşabilmesi için İKG Eğitmeni gerekli kayıt işlemlerini yapar ve katılımcıya haber verir.
  4. Katılımcı, tüm dokümanları bilgisayarına indirir.
  5. Ayın 1’inden itibaren Google Classroom üzerinden gelen videoları katılımcı seyretmeye başlar. Her bölüm sonundaki deneme sınavlarını (quiz) yapar.
  6. Ders programında belirtilen günlerde akşam toplatılarına katılım zorunludur. Her bölüm sonunda 25 soruluk deneme sınavı yapılacaktır. 25 soruluk deneme sınavlarına katılım esnasında kameralar açık olmak zorundadır. 
  7. Son 4 gün, 200 soruluk 4 Final Sınavı yapılacaktır. Bu sınavlar gerçek PMP Sınavı gibi uygulanacaktır. Katılımcı, kamerası açık ve sessiz bir ortamda bulunmalıdır.  Sınavın her biri 4 saattir. Sınav bittikten sonra katılımcılar eğitmenle soruları tartışacaklardır ve soruları değerlendirme oturumlarına katılım da zorunludur ve kameralar açık olmalıdır.
  8. 5 adet Deneme Sınavına ve 4 adet Final Sınavına giren katılımcılara sertifikaları verilecektir. Bu sınavlardan birine dahi girmemiş olmak, sertifika alma hakkına engel teşkil eder.
  9. Katılımcı, Deneme ve Final Sınavlarına bir sene içinde girebilir. Üye olduğu zaman içinde Deneme ve Final Sınavlarını tamamlamayan veya toplamda %70 başarı gösteremeyen katılımcılara sertifika verilmez. Bu hizmeti tekrar almak için 1 senelik daha üye olunması gerekmektedir.

Kullanılacak Online Toplantı Aracı: Katılımcıların mobil araçlarında veya bilgisayarlarında Zoom programı kurulu olması zorunludur. Sınav esnasında kameraların açık olması, Zoom sistemine kendi isimlerini açık ve tam olarak yazmış olmaları zorunludur. Toplantılarda kayıt yasaktır.