PMP Olunca Bizi Bırakıp Gidecek mi Bu Çocuk?

Kendimi tanıtayım: Ben bir yöneticiyim. Ekip yönetiyorum, hedef koyuyorum, strateji geliştiriyorum. Ama son zamanlarda, küçük ama huzur kaçıran bir şüphe beynimi kemiriyor:

“Bu bizim Ahmet, gizli gizli PMP sınavına çalışıyor galiba…”

Başta önemsemedim. “Gelişim göstermek istiyor çocuk,” dedim. “Sertifika almak istiyor, ne güzel…” Ama zamanla bazı şeyler dikkatimi çekti. Toplantılarda “deliverable”, “scope creep”, “stakeholder management” gibi kelimeleri kullanmaya başladı. Göz göze geldiğimizde, sanki bir şey saklıyormuş gibi davranıyor. Kahvesini içerken bile MS Project ekranına kaçamak bir bakış atıyor.

Ve sonra bir gün… tesadüfen yazıcıdan “PMP Question Set by Gökrem Tekir, PMP® ” başlıklı doküman bastırdığını gördüm.

İşte o an içimde bir kıyamet koptu:

“Bu çocuk PMP oluyor! Hem de bizden habersiz!”


Peki Bu Neden Kafama Takıldı?

Ben kötü biri değilim. Çalışanlarım gelişsin, kariyerlerinde ilerlesin isterim. Ama bir yandan da, ekip kurmuşuz, omuz omuza savaşmışız, o yoğun deadline’ları birlikte geçmişiz. Şimdi çocuk PMP olacak, sonra ne olacak?

LinkedIn profilini güncelleyip, bir de ‘Open to Work’ mü diyecek?

Yoksa ‘Artık ben proje yönetirim, operasyona bakamam’ mı diyecek?

Ya da önceki sprint retrospective’te “bize sahip çıkılmıyor” diyen oydu da, şimdi gidip başka takıma mı katılacak?”

İnsan işte… Duygusal. Bir yandan gururlanıyorum, bir yandan da “bizi bırakacak mı?” korkusunu yaşıyorum.


PMP Ne Demek, Ne Değil?

Araştırmaya başladım. PMP neymiş bakalım… Meğer iş öyle kolay değilmiş. 35 saatlik eğitim, kapsamlı bir sınav, bilgi alanları, süreç grupları, çevik, yarı-çevik, hibrit yöntemler falan…

Kendi kendime düşündüm:

“Bu kadar çalışan, bu kadar efor harcayan biri, gerçekten ayrılmak istiyor olsaydı, patronuna bunu neden söylemesin ki? Belki de sadece kendini geliştirmek istiyordur?”

Sonra biraz daha düşündüm…

“Yok yok, kesin gidecek bu. Gelişmek isteyen insan kalmaz. Kalıp geliştikçe sistemle çatışır.”


İşte Tam Bu Noktada Kendi Çelişkilerimle Yüzleştim

Ben bir yönetici olarak yıllardır toplantılarda “inovasyon”, “gelişim”, “yetkinlik artışı” diyorum. Çalışanlarıma “kendinizi geliştirin, sürekli öğrenin” diye telkinde bulunuyorum. Ama iş gerçekten öğrenmeye, gelişmeye geldiğinde, içimden bir ses “aman ha çok da gelişme, sonra kaçar gidersin” diyor.

Bu nasıl bir çelişki?

“Sen hem ‘geliş’ diyorsun, hem de gelişince güvenmiyorsun.”

İşte bu içsel sorgulama beni başka bir noktaya getirdi.


Asıl Korkum Ne?

Aslında korkum şu:

Ahmet PMP olunca ben sorgulanacağım. O sınavı geçince, belki benim eksik yöneticilik becerilerim daha görünür olacak. Belki süreçleri daha iyi biliyor hale gelecek. Belki bazı şeyleri sorgulayacak.

Ve belki… haklı çıkacak.

“Bu projede net bir tanım yapılmamış.”

“Risk kaydı tutmadık, o yüzden bu başımıza geldi.”

“Paydaş haritası yoktu, bu yüzden iletişim kopuktu.”

Bunları bir çalışan söylese, “bilmişlik” olur. Ama PMP olan biri söylerse… adam belgeyle konuşuyor.

İşte sanırım en çok bundan korkuyorum.

Bir Yandan da Gurur

Ama bir yandan da kıymetini biliyorum. Ekipten birinin PMP olması, takımın kalitesini artırır. Belki diğerlerine örnek olur. Belki içimizden birinin dışarıdan doğrulanmış yetkinliğe sahip olması, müşterilerle görüşmelerimizde avantaj sağlar.

Düşünsene, müşteri arıyor ve diyoruz ki:

“Bu projeyi yöneten arkadaş PMP sertifikalı.”

Boom! Güven %50 artar.


Sonra Şunu Dedim Kendime:

“Yahu, bu çocuk gidiyorsa bile, güzel ayrılacak. Şirketin adını iyi anacak. Belki dışarıdan destek verecek. Belki başka bir gün, başka bir pozisyonda yollarımız yine kesişecek.”

İnsanı kaçıran gelişim değil, gelişime izin vermeyen ortamdır.


Ve Sonunda Ne Yaptım?

Ahmet’i çağırdım. Dedim ki:

“Bak oğlum, sen PMP’ye çalışıyorsun değil mi?”

Gözleri büyüdü. Önce inkar etti, sonra kabul etti. “Evet müdürüm, ama işime yansıtmadım, akşamları çalışıyorum,” dedi.

Ben de şöyle dedim:

“Aferin. PMP sertifikası kolay değil. Destek gerekiyorsa, eğitim bütçesi gerekiyorsa, söyle. Hem şirkete katkı olur hem sana.”

Ahmet’in yüzü o an aydınlandı. Gözlerinde bir saygı parıltısı belirdi. “Gerçekten destekler misiniz?” dedi.

Ben de dedim ki:

“Evet, desteklerim. Çünkü ben sadece yönetici değilim, aynı zamanda yol göstericiyim.”

Sonuç?

Ahmet şu anda PMP sınavına hazırlanıyor. Arada gelip süreçlerle ilgili bana sorular soruyor. Ben de öğreniyorum, güncelleniyorum. Hatta kendime de bir hedef koydum: Bu yıl içinde ben de bir PMP’ye başvuracağım.

Bazen çalışanına güvenmek, sadece onu değil, seni de geliştirir.

Ve unutmayın:

İyi insanlar, sadece iyi fırsatlara gider. Siz o fırsatı yaratmazsanız, başkası yaratır.


İşte böyle sevgili meslektaşlarım.

Eğer bir çalışanınız gizli gizli PMP çalışıyorsa, paniklemeyin.

Onunla konuşun, destek olun.

Çünkü gelişmek isteyen bir çalışan, aslında size en çok değer katan kişidir.

Hayaller Silikon Vadisi, Gerçekler Organize Sanayi Sitesi

silicon valley
Photo by Zetong Li on Pexels.com

“PMP oldum… ama hiçbir şey değişmedi.”

Evet, bunu söylemek kolay değil ama dürüst olacağım. Aylarca hazırlandım, geceleri senaryolar çalıştım, süreçleri ezberledim, sınavdan geçmek için ter döktüm… Ve sonunda PMP oldum.

Ama şimdi, ofis koltuğumda otururken içimden şöyle geçiyor: “Bütün bu öğrendiklerimi nerede, nasıl kullanacağım?” Bizim şirkette işler hâlâ Excel tablolarıyla, WhatsApp mesajlarıyla ve ‘Abi şunu da hallediver’ ricalarıyla yürüyor. Proje başlangıç belgeleri yok, iş tanımları muğlak, risk planlaması desen kimse duymamış bile.

Bu bir iç döküş değil, bir sorgulama. Belki siz de aynı durumdasınız. PMP olmakla, PMP gibi çalışmak arasında büyük bir boşluk varmış; ben bunu net gördüm.

Silikon Vadisi hayal ederken Organize Sanayi Sitesinde olduğumu “iki usta alıp acil Ankara’ya gitmen gerekiyor; müşteri gönderdiğimiz üründeki hataları fark etmiş” diye veryansın eden kalite müdürümüzle konuşurken daha iyi anladım.

PMP Olmak Neden Önemliydi?

Benim için PMP olmak, yalnızca bir unvan kazanmak değildi. Bir sistemin, bir metodolojinin, hatta bir zihniyetin parçası olmak demekti. Riskleri önceden görüp plan yapabilmek, paydaşları sürece dahil etmek, değişiklikleri kontrol altında tutmak…

Bir gün, yöneticim bana “Bu işi üç haftada bitirebilir miyiz?” diye sorduğunda, artık içimden sadece “Belki” demek yerine, gerçekçi bir zaman çizelgesi hazırlayıp “Critical Path bu, elimizdeki kaynaklar bu, isterseniz kısıtları beraber değerlendirelim” diyebilecektim.

Ama işte teori başka, pratik başka. Gerçek hayatın “acil işler listesi” PMP sınavındaki bilgi alanlarına hiç benzemiyor bazen.

Şirket Kültürü PMP’yi Kaldırmıyor mu?

Şirketimdeki genel yaklaşım şu: İş yapılıyorsa süreçle uğraşmaya gerek yok. Ne gereği var ‘kapsam tanımı’ yapmanın? Müşteri memnunsa sorun yok. Kimse Gantt şeması istemiyor. Stakeholder analizi? O da ne?

Bir proje yöneticisi olarak elimde en iyi mutfak tarifleri olabilir, ama mutfakta sadece mikrodalga varsa, Michelin yıldızlı yemek hayal oluyor. Süreç kurmak için yönetsel destek lazım, kültürel farkındalık lazım. Ama benim çalıştığım yerde süreçten çok “pratiklik” önemli. “Yazılı hale getirme” gibi şeyler fazlalık gibi görülüyor.

Yani evet, PMP sertifikalıyım ama bu unvanı taşıyacak sistem yok etrafımda. Uygulamak istiyorum, ama yapı buna uygun değil.

PMP Sertifikası Boşa Mı Gitti?

İlk başta bu soruyu çok sordum kendime. “O kadar zaman, o kadar para… Boşa mı gitti?” Ama sonra fark ettim: PMP eğitimi bana sadece süreçleri öğretmedi; düşünme şeklini değiştirdi.

Artık bir projeye başlarken şu sorular kafamda otomatik dönüyor:

Kapsam net mi?

Paydaşlar kimler?

Riskler tanımlı mı?

Hangi kısıtlarla uğraşıyoruz?

Belki bu soruları sesli sormuyorum şirkette; ama artık işler böyle kafamda şekilleniyor. Bu bile büyük bir fark. Kendi içimde bir proje yönetim motoru çalışıyor artık.

Küçük Adımlarla PMP Yaklaşımını Getirmek Mümkün mü?

Bir noktadan sonra şunu fark ettim: Sistemi tamamen dönüştüremesem de, bazı yaklaşımları parça parça entegre edebilirim. Örneğin:

Toplantıdan sonra kısa bir toplantı özeti geçmek → İletişim yönetimi

Her işte “risk var mı?” diye sormak → Risk bilincini aşılamak

Yeni bir işe başlamadan önce küçük bir kapsam belirleme dokümanı hazırlamak → Kapsam kontrolü

Kaynakları listelemek ve iş yükü dengesini göstermek → Kaynak planlaması

Kimse bana “Bunları yap” demedi. Ben de kimseye “Ben PMP’yim, böyle yapmalıyız!” demiyorum. Ama küçük örneklerle, değer göstererek bu kültürü yavaş yavaş inşa edebileceğimi fark ettim.

Hayal Kırıklığı Yerine Yön Değiştirme

Eğer siz de benim gibi “PMP oldum ama uygulayamıyorum” diyorsanız, bu hayal kırıklığını başka bir yöne çevirmeyi deneyin. Belki bulunduğunuz yerde bir şeyleri değiştirmek kolay değil. Ama bu sizin liderlik etme fırsatınız olabilir.

Proje yönetimi sadece süreç değil, aynı zamanda bir liderlik sanatı. Siz o liderliği gösterdiğinizde insanlar da değişmeye başlıyor. Belki yavaş, belki fark etmeden… Ama başlıyor.

Ya Hâlâ Olmuyorsa?

Bazı şirketler gerçekten de PMP bakış açısını hiç benimsemeyecek kadar katı olabilir. Böyle bir durumda da artık dürüst olmak gerek: Belki de bu bilgi birikiminin kıymet gördüğü bir ortama geçme zamanı gelmiştir.

Çünkü PMP olmak, sadece sınavı geçmek değil; belli bir standarda ulaşmak demek. O standardı korumak da sizin elinizde. Belki de sizi bekleyen yeni fırsatlar var, sizi gerçekten proje yöneticisi gibi görmek isteyen firmalar…

Sonuç

PMP sertifikası almak benim için bir dönüm noktasıydı. Hâlâ bu bilgileri tam anlamıyla uygulayabildiğimi söyleyemem ama bakış açım tamamen değişti. Şirketimde bu kültür yok belki, ama bende var. Ve bu bile önemli bir başlangıç.

Umarım bu yazıyı okuyan ve benzer bir durumda olan herkes şunu hisseder: PMP olmak, sadece bir kâğıt parçası değil. Bu bir vizyon. Uygulayamasan bile içinde taşıdığın bir vizyon. Ve zamanı geldiğinde, o vizyonun bir yerlerde kıymet göreceği kesin.

Bir Başarısızlık Hikayesi

“PMP Sınavını Kazanamadım… Ama Bu Son Değil!

Bugün size başarı hikayesi değil, yarım kalmış bir yolculuğu anlatacağım.

Aylarca çalıştım. Kitaplar, videolar, deneme sınavları, notlar… Geceleri uykusuz kaldım, hafta sonlarımı masanın başında geçirdim. Belki siz de şu anda bu satırları okurken benzer bir süreçten geçiyorsunuzdur. PMP sertifikası almak, benim için sadece bir mesleki gelişim değil, aynı zamanda kendime olan inancımı yeniden inşa etme yoluydu.

Ama olmadı.

Sınav salonundan çıktığımda bir süre nefes alamadım. Ekranda “Sorry, you did not pass the exam” yazısını gördüğümde içimden bir şeyler koptu. Bunca emeğe, özveriye, zaman ve enerjiye rağmen… olmadı. O an, sanki koca dünya üzerime çöktü.

Ama sonra düşündüm: Bu gerçekten bir son mu? Yoksa bu, gerçek başlangıç için bir hazırlık mı?

Neyi Yanlış Yaptım?

İtiraf etmeliyim: sadece çalışmakla yetindim. Ama planlamadım. Zayıf yönlerimi analiz etmedim. Agile konularına hâkim olduğumu sanıyordum, ama sorular bana hiç de o kadar tanıdık gelmedi. Deneme sınavlarını çözüyordum ama cevapların nedenlerini anlamaya yeterince zaman ayırmıyordum. Daha da önemlisi, sınav stratejisi oluşturmamıştım. Belki de sınavdan çok sınava hazırlık şeklimi sorgulamam gerekiyordu.

Bu Süreçte Neler Öğrendim?
• PMP bir bilgi sınavı değil; bir düşünme biçimi sınavı.
• Tek başına çalışmak faydalı ama bir yol göstericiyle çalışmak çok daha etkili.
• Deneme sınavlarında yanlış yaptığın sorular, aslında sana yol gösteren haritalar.
• “Başaramadım” demek, “Başarısızım” demek değil.
• Ve en önemlisi: Kaybettiğini sandığın anda bile hâlâ kazanmak için çok şeyin olabilir.

Şimdi Ne Yapacağım?

Yeniden hazırlanacağım. Bu sefer daha bilinçli.
• Eksik konularımı analiz edip oraya odaklanacağım.
• Sadece ezberlemeye değil, anlamaya çalışacağım.
• Zaman yönetimi ve sınav stresi üzerine de çalışacağım.
• Belki bir eğitmenle, belki bir çalışmayla, ama mutlaka bir stratejiyle ilerleyeceğim.

Ve bu sefer sınav salonundan çıktığımda yüzümde başka bir ifade olacak.

Bu Yazıyı Neden Yazdım?

Belki şu an sen de benim yaşadığım duyguları yaşıyorsundur. Belki başarısız oldun. Belki de denemeye korkuyorsun. Sana sadece şunu söylemek istiyorum:

Başarısızlık son değil. Doğru hazırlanırsan, bir sonraki denemede başarma ihtimalin çok yüksek. Bu bir maraton. Ve biz, yolda öğrenenleriz.

Ben yola devam ediyorum. Sen de pes etme. Belki bir gün PMP olduğumuz günleri birlikte kutlarız.”

Bir PMP Adayı

Proje Yönetimi Eğitimleriyle Kariyerinizi Geliştirin

Proje yönetimi alanında uzmanlaşmak, kariyerinizde fark yaratmanın en etkili yollarından biridir. Günümüz iş dünyasında projelerin başarıyla tamamlanması, şirketlerin rekabet gücünü artırır. Bu nedenle, proje yönetimi kursları profesyoneller için vazgeçilmez bir eğitim alanı haline gelmiştir. Bu yazıda, proje yönetimi kurslarının kariyerinize nasıl katkı sağladığını, hangi becerileri kazandırdığını ve sertifikasyon süreçlerini detaylı şekilde ele alacağım.

Proje Yönetimi Kursları Neden Önemlidir?

Proje yönetimi, sadece bir işi zamanında bitirmekten ibaret değildir. Kaynakların etkin kullanımı, risklerin yönetimi, ekip koordinasyonu ve müşteri memnuniyeti gibi pek çok unsuru içerir. Bu karmaşık süreci başarıyla yönetmek için sistematik bilgi ve becerilere ihtiyaç duyarsınız.

Proje yönetimi kursları, size bu becerileri kazandırmak için tasarlanmıştır. Örneğin, PMI® onaylı kurslar, uluslararası standartlara uygun eğitim sunar. Bu sayede, sadece teorik bilgi değil, aynı zamanda pratik uygulamalarla da donanırsınız. Kurslar, proje planlamadan bütçe yönetimine, iletişim stratejilerinden risk analizine kadar geniş bir yelpazede eğitim verir.

Bu eğitimler sayesinde, projelerinizi daha etkin yönetebilir, iş süreçlerinde verimliliği artırabilir ve ekip içi iletişimi güçlendirebilirsiniz. Ayrıca, proje yönetimi alanında sertifika sahibi olmak, işverenler nezdinde sizi daha değerli kılar.

Planlama

Proje Yönetimi Kursları ile Kazanacağınız Temel Beceriler

Bir proje yöneticisi olarak başarılı olmanız için bazı temel becerilere sahip olmanız gerekir. Proje yönetimi kursları, bu becerileri sistematik şekilde geliştirmenize olanak tanır. İşte kazanacağınız başlıca yetkinlikler:

  • Zaman Yönetimi: Projelerin zamanında tamamlanması için etkin planlama ve takip yöntemleri öğrenirsiniz.
  • Risk Yönetimi: Olası riskleri önceden tespit edip, etkilerini minimize etme stratejileri geliştirilir.
  • Bütçe Yönetimi: Proje maliyetlerini kontrol altında tutmak için finansal planlama becerileri kazanılır.
  • Ekip Yönetimi: Takım içi iletişim ve motivasyon teknikleri ile ekip performansını artırma yolları öğretilir.
  • İletişim Becerileri: Proje paydaşları ile etkili iletişim kurma ve raporlama yöntemleri geliştirilir.

Bu beceriler, sadece proje yönetiminde değil, genel iş hayatınızda da size avantaj sağlar. Örneğin, zaman yönetimi becerisi sayesinde günlük işlerinizi daha verimli organize edebilirsiniz.

Rapor Analizi

Proje Yönetimi Eğitimleri ile Sertifikasyon Süreci

Proje yönetimi alanında kariyer yapmak isteyenler için sertifikasyon büyük önem taşır. PMP® (Project Management Professional) gibi uluslararası geçerliliği olan sertifikalar, profesyonel profilinizi güçlendirir. Bu sertifikalara ulaşmak için ise doğru eğitim programlarına katılmak gerekir.

Proje yönetimi eğitimleri bu noktada devreye girer. PMI® onaylı eğitimler, sertifika sınavlarına hazırlık için kapsamlı içerik sunar. Eğitimlerde, sınav formatı, soru tipleri ve sınav stratejileri detaylı şekilde anlatılır. Ayrıca, gerçek proje örnekleri üzerinden uygulamalar yapılır.

Sertifikasyon süreci genellikle şu adımlardan oluşur:

  1. Eğitim programına katılım ve derslerin tamamlanması
  2. Sınav başvurusu ve gerekli belgelerin hazırlanması
  3. PMP® sınavına girilmesi ve başarılı olunması
  4. Sertifikanın alınması ve sürekli mesleki gelişim için yenileme süreçlerinin takip edilmesi

Bu süreç, disiplinli çalışma ve doğru rehberlikle başarıyla tamamlanabilir. Eğitim kurumları, adaylara sınav öncesi deneme testleri ve destek hizmetleri sunarak başarı şansını artırır.

Kariyer

Kariyerinizde Fark Yaratmak İçin Atmanız Gereken Adımlar

Proje yönetimi alanında uzmanlaşmak istiyorsanız, sadece kurslara katılmak yeterli değildir. Kariyerinizde fark yaratmak için şu adımları takip etmelisiniz:

  • Doğru Kursu Seçin: PMI® onaylı ve sektör tarafından tanınan eğitim programlarını tercih edin.
  • Pratik Deneyim Kazanın: Teorik bilgileri gerçek projelerde uygulayarak pekiştirin.
  • Sürekli Öğrenin: Proje yönetimi trendlerini ve yeni metodolojileri takip edin.
  • Ağınızı Genişletin: Sektördeki profesyonellerle iletişim kurarak bilgi ve deneyim paylaşımında bulunun.
  • Sertifikasyonunuzu Güncel Tutun: PMP® gibi sertifikalar belirli aralıklarla yenilenmelidir. Bu süreçte yeni eğitimlere katılmak önemlidir.

Bu adımlar, sizi sadece bir proje yöneticisi değil, aynı zamanda sektörde lider bir profesyonel yapar. İstanbul Kurumsal Gelişim gibi kurumlar, bu yolculukta size rehberlik edecek eğitim ve destek hizmetleri sunar.

Proje Yönetimi Kursları ile Geleceğe Hazırlanın

Geleceğin iş dünyasında proje yönetimi becerileri daha da kritik hale gelecek. Dijital dönüşüm, karmaşık projelerin artması ve global rekabet, bu alandaki uzmanlara olan talebi artırıyor. Bu nedenle, proje yönetimi kursları ile kendinizi sürekli geliştirmek, kariyerinizin sürdürülebilirliği için şarttır.

Eğitimler sayesinde sadece mevcut işinizde değil, farklı sektörlerde de fırsatlar yakalayabilirsiniz. Örneğin, teknoloji, inşaat, finans ve sağlık gibi alanlarda proje yönetimi bilgisi yüksek talep görmektedir. Ayrıca, uluslararası sertifikalarla yurt dışı iş imkanlarınız da genişler.

Sonuç olarak, proje yönetimi alanında eğitim almak, kariyerinizde yeni kapılar açar. Doğru eğitim programını seçip, öğrendiklerinizi pratiğe dökerek profesyonel hayatınızda fark yaratabilirsiniz.

Proje yönetimi alanında kendinizi geliştirmek ve uluslararası sertifikalara ulaşmak için proje yönetimi eğitimleri sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Bu eğitimler, kariyerinizde sağlam adımlarla ilerlemenize yardımcı olacaktır.

“PMP Oldum ama Yöneticim Beni Görmezden Geliyor.”

Öncelikle, PMP sertifikasını alman çok büyük bir başarı. Zorlayıcı bir süreci tamamladın, profesyonel yetkinliğini uluslararası düzeyde kanıtladın. Ancak yöneticinin bu başarıyı görmezden gelmesi can sıkıcı olabilir — çünkü takdir beklemek insanidir. Bu durumla olgun, stratejik ve kendini yıpratmadan nasıl başa çıkabilirsin?

1. Gerçek Amacını Hatırla
PMP sertifikasını neden aldın?

* Daha yetkin bir profesyonel olmak için mi?
* Daha iyi projelere liderlik etmek için mi?
* Kendine yatırım yapmak için mi?

Bu başarıyı başkalarının takdirine değil, kendi gelişimine dayandırırsan duygusal olarak daha güçlü durursun. Yani: “Yöneticim takdir etmese de ben bu başarıyı hak ettim.”

2. Yöneticinin Tutumunu Anlamaya Çalış
Her görmezden gelme kötü niyetli olmayabilir. Şunları bir düşün:

* Başarıyı fark etti ama nasıl tepki vereceğini bilmiyor olabilir.
* Seni kaybetmekten korktuğu için duygularını bastırıyor olabilir.
* Kendisi PMP değilse, kıyaslama yapmamak için mesafe koyuyor olabilir.

Yani bu sessizlik bazen “küskünlük”, bazen de “korku” olabilir.

3. Dolaylı Bir Şekilde Gündeme Getir
Doğrudan “Neden tebrik etmediniz?” demek yerine, başarıyı doğal bir şekilde gündeme taşıyabilirsin:

“PMP sürecinde öğrendiğim bazı araçları önümüzdeki projede denemek isterim, örneğin risk değerlendirmede…” Bu tür cümleler hem başarıyı hatırlatır hem de yeni değer önerisi sunar.

4. Gelişim Talep Et (Gizli Terfi Girişimi)
Yöneticin görmese bile sen bu başarıyı pozisyona dönüştürmeye çalış:

“Artık projelerde daha fazla sorumluluk alabileceğimi düşünüyorum. PMP ile bazı alanlarda katkım olabilir, örneğin zaman planlama veya paydaş yönetimi gibi.”

Böylece hem takdiri tetiklersin, hem de yeni fırsatlar doğurursun.

5. Mentorluk Rolünü Üstlen
Senin başarın, diğer ekip üyeleri için de cesaret verici olabilir. PMP sürecini anlatan kısa bir paylaşım ya da iç eğitim öner:

“İsterseniz ekibe PMP süreciyle ilgili kısa bir bilgi paylaşımı yapabilirim. Faydalı olabilir.”

Bu, görünürlüğünü artırır ve yöneticinin seni “göz ardı edemeyeceği” bir pozisyona getirir.

6. İçsel Takdir Mekanizmanı Geliştir
Belki de artık dış takdir yerine iç takdirle yürümen gereken bir dönemdesin. Kendine şunu söyle:

“Görmese de fark etse de etmese de ben bu başarıyı kazandım. Bu artık benim kimliğimin bir parçası.”

Çünkü bazen sessizlik, bir terfiden daha sessizce gelir ama senin gelişimini durdurmamalıdır.

7. Gerekirse Alternatifleri Düşün
Eğer bu başarı görmezden geliniyor, katkın değer bulmuyorsa ve bu kronik bir hâl aldıysa, şunu düşün:

* Beni gören başka bir kurum ya da pozisyon var mı?
* Bu başarıyı daha iyi değerlendirebileceğim bir yer olabilir mi?

Bu başarı, yeni fırsatların kapısını açabilir.

Özet
* Kendi başarını içselleştir.
* Yöneticinin neden sessiz kaldığını analiz et.
* Başarıyı gündeme doğal şekilde taşı.
* Daha fazla sorumluluk talep et.
* Gerekirse yeni fırsatları düşün.

PMP Sertifikası için: İstanbul Kurumsal Gelişim.